Tanıtım yazısında, bir üniversite öğrencisi ve hocam diye hitap ettiği kişi arasındaki dostluğun hikayesinin anlatıldığı yazsa da ben bu iki kişi arasındaki ilişkiyi dostluk olarak nitelendirmezdim. Aralarında derin bir bağ var ancak bu bağ birbirlerinin şahsına yönelik değil. Öğrenci için hoca bir merak kaynağı, vakit geçirme, inceleme, sorular yöneltme objesi. Hoca içinse öğrenci yalnız hayatında fikirlerini ve geçmişini aktaracağı bir kutu. İkisinin bir araya gelmesinin sonucu da hocanın hayatının dile getirilmesi.
Beni asıl etkileyen hoca ve eşi arasındaki ilişkiydi. Hoca, o zamanki kültürün doğal sonucu olabilir ancak günümüzden bakınca aşırı pasif. Sevdiği kişiye, arkadaşına, sonradan eşine, söylemesi gerekenleri söylemeyi çok geç olana kadar ertelemekte çok başarılı. Bunun sonucunda yaşanan trajedinin iç yüzünü eşine anlatmak istememesini ise, eşinin saflığını bozmamak, onun hayatında leke oluşturmamak amacıyla açıklıyor. Eşi ise bunca sene onunla yaşamaya devam ediyor. Sorduğu sorulara cevap alamasa da, sık sık sorunu kendisinde arasa da. Bu ikilinin gönülleri şaşırtıcı şekilde uyumlu. Bu uyum ve birlikte huzurlu denebilecek, renksiz bir hayat yaşamaları beni etkiledi. Nadiren dalgalanan bu durgun yaşayışın imparatorun ve General Nogi'nin ölümüyle bir dönüm noktasına gelmesi, hocanın hayatına son vermesi, bir çağın kaçınılmaz sona erişi gibi doğal hissettirdi.