Herkese merhaba, nasılsınız bakalım?
Beni sorarsanız çok yoğun geçiyor günlerim, elime kitap alamıyorum… Sizlerin vakti var ve okuyabiliyorsanız bunun tadını çıkarın.
Bugün, canım arkadaşım Sinem Eloğlu Sinem’in ilk tanıştığımızda bana hediye etmiş olduğu, Babamı Beklerken kitabıyla karşınızdayım.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki kitabı okuma sürem çok uzadı ama bunun nedeni kitabın sıkıcı olması değil benim yoğun bir zamanıma denk gelmiş olmasıydı.
Kitapta yaşadığım tek sıkıntı ise, çok fazla detay içermesi ve iki zaman arasında oluşan gidip gelmelerde kopuklukların fazla olması oldu. Onun dışında heyecan yüklü, sonlara doğru insanın içini sızlatan bir konusu vardı.
Abilene, babası ile tren yolculuğu yaparak yaşamını sürdüren bir kız çocuğudur. Hiçbir zaman ev kavramını öğrenmemiş hayatı hep göçebe şeklinde devam etmiştir. Ta ki o geçirdiği küçük kazaya dek… Aslında bisikletten düşmüş ve ciddi olmayacak şekilde yaralanmıştır. Abilene için hiçbir anlamı olmaz bu kazanın ama babası için çok anlam ifade eder. Abilene’nin artık bir eve ihtiyacı olduğunu, göçebe şeklinde hayatın bir çocuk için uygun olmadığını fark eder. Onu, çocukluğunun geçtiği Manifest Kasabası’na gönderir. Abilene babasından ilk defa ayrılıyordur işin kötüsü de neden ayrıldıklarını bilmiyordur. Bu yüzden içinde hep bir umut besler, elbette babası onu almaya gelecektir.
Manifest Kasabası’nda ise Abilene’i bir sürpriz beklemektedir.
Shady’nin evinde misafir olarak kaldığı sırada, odasında gizli bir bölme dikkatini çeker. Biraz inceledikten sonra kutunun içinde mektuplar olduğunu fark eder. Kasabanın gizemli geçmişine adım atan Abilene’nin karşısına acaba neler çıkacaktır?
Birinci Dünya Savaşı’ndan tutun da yetimler trenine kadar birçok olayı içinde barındıran bir kitaptı.
Ara ara heyecanını kaybetmiş olsa da sonunda beklediğim etkiyi yakaladım…
#alıntı
Ama unutma ki ölüm içinde hayat barındırır.
Kulağımın dibinde vızıldayanların mermi değil de öfkeli arılar olduğunu ya da Alman makineli tüfeklerinden çıkan klik-klik seslerinin aslında ağaç kabuklarını gagalayan ağaçkakanlardan geldiğini hayal etmeye çalışıyorum.