Hepimizin kendisini bir yerlere ait hissetmeye ihtiyaç duyduğu anları olmuştur.Bir eve bir aileye...Özellikle yaşamlarını ailesiz kurmak zorunda kalan insanların eksikliğini hiç birşey dolduramaz.Onların aitlik kavramı,en büyük eksikleridir.İnsanı sıkmadan düşüncelere itebilen harika bir kitap.
•Newbery Edebiyat Ödülü
•Yılın En iyi Kitabı Kirkus Reviews
•ALA-ALSC Kitap Ödülü
•Midwest Connections Pick Ödülü
•Junior Library Özel Seçimi
•Kitapçılar Birliği Özel Kitabı
•Autumn Kids Bağımsız Yayıncılar Seçkisi
Ödüllere boğulmuş beğenileri kazanmış bir kitap; Babamı Beklerken. Uzun zamandır kitaplığımda duran bir kitaptı. Bir dönem okumaya başlamış ama devam edememiştim. İçine girememiştim kitabın, yarım bırakıp kaldırmıştım tekrar rafa. Evde okumadığım kitaplarım azalınca tekrar gözüme ilişti ve tekrar okumaya başladım.
Kahramanımız 12 yaşında Abilene adında bir kız. Babası tarafından babasının büyüdüğü Manifest kasabasına gönderiliyor. Kasabada bulunduğu süre içinde babasına ait izler arayan Abilene’ın gizem ve heyecan dolu macerası anlatılıyor.
Her ne kadar böyle bir iki cümle ile özetlemiş olsam da çok daha derin bir hikaye. Kitap kendini okutuyor mu, sürükleyici mi? Evet. Ama yorucu olduğunu da düşünüyorum. Yabancı isimlerle çok yorulmuş bir hikaye. Kimin neyin ne olduğunu takip ederken sıkıldım. Hikaye çift zamanda geçiyor. 1936 ve 1918 yıllarını okuyorsunuz. Normalde geçmiş ve geleceğin aynı anda anlatıldığı kitapları sevmiyor olmama rağmen bu anlatım tarzı hoşuma gitti. Bu kitaba dair söylemem gereken şeylerin başında kesinlikle yazarın kaleminin harikalığı geliyor. Mükemmel bir kalemi vardı yazarın. Betimlemelerini ve anlatış tarzını çok sevdim. Kitabın her kelimesini her anını zihnimde çok kolay canlandırabildim. Bunu başarabilen yazarlara hayran oluyorum. Ve Clare Vanderpool kesinlikle onlardan biri oldu.
Ama yine de kitabın neden bu kadar ödül ve beğeniye sahip olduğunu pek anlamadım. Kesinlikle güzel bir kitaptı ancak bu kadar beğeni beklentimi yukarı çıkartmıştı. Kitap biraz uzundu ve vasat durağan sayfaları vardı. Genel bütünlüğü ile hikayeyi
Yarım bıraktığım bir kitap fakat beni kendinede çekmiyor değil almış olduğu ödüller ve beğenilen olmuş olması sanırım beni kendine çekiyor okumak istediğim bir kitap en yakın zamanda başlayacağım Babamı BeklerkenClare Vanderpool
8 yıldır kitaplığımda okunmayı bekleyen bu kitabı nihayet bitirmiş bulunuyorum. Uzun bir aradan sonra beni bu kadar etkileyen nadir kitaplardan biri oldu. Yazarın akıcı ve sürükleyici anlatımı, okuru hikayenin içine çekiyor; kendimi zaman zaman Abilene’in yerinde hissettim. Ayrıca Bayan Saddie'nin hikayeleri, Hattie Mae'nin haber köşesi yazıları ve kitabın başında karakterlerle ilgili kısa bilgilendirmenin olması kitaba ayrı bir farklılık katmış. Kitabı bitirmek istemediğim için ara ara okumaya ara verdim. Aslında bir solukta okunabilecek kadar akıcı bir kitap olsa da, ben her sayfasını sindirerek okumayı tercih ettim. Okuma sürecim boyunca bana eşlik eden, düşündüren ve hissettiren bu kitap, benim için unutulmayacaklar arasına girdi.
Babamı beklerken kitabı benim ilk okuduğum,bana okumayı sevdiren bir kitaptı. Çok güzel bir hikâyesi vardı. Ayrıca hikâyenin geçtiği kasabaya ayrı bayıldım. Bence herkes okumalı.
Güzel bir kasaba hikayesi mizah ve hüzün barındırıyordu. kalın bir kitap olmasına rağmen çok akıcıydı. Eski kasaba filmi seyrediyor gibi hissettim. Anlamlı bir kitaptı okumaya değer.
📚Merhaba arkadaşlar, nasılsınız? Bugün sizlerle aslında #herayödüllübirokuyoruz grubumuz ile Haziran ayında okuduğumuz Babamı Beklerken kitabı ile karşınızdayım. 2010 yılında yayınlanan bu kitap birçok ödüle sahip. İki zaman diliminde gidip gelen bu kitap kasaba haberleri, reklamlar ve mektuplarla da desteklenmiştir. Sizi fazla merakta bırakmadan kitabın konusuna geçmek istiyorum.
Annesi tarafından 2 yaşında terk edilmiş Abilene.. Babası Gideon ile birlikte hayatlarını tren yolculuklarında geçirmektedirler. Bir olay sonucu babası onun artık düzenli bir hayat sürmesini ister ve onu bir dönem yaşadığı Manifest kasabasına arkadaşı Shady’nin yanına gönderir. Abilene babası onu bıraktığında 12 yaşındadır. Kasabaya gelişinin ikinci gününde okula gider ve o gün okulun son günüdür. Öğretmenleri Rahibe Redemta, gelecek dönem için hikaye yazma ödevi verir. Abilene, Lettie ve Ruthanne yardımcı olacaklardır.
Abilene, babasının geçmişine dair birşeyler öğrenmeye çalışırken bir gün bir kutu bulur ve kutunun içindeki malzemeler 1917 yılının perdesini aralar. 1917 yılında Ned ve Jinx’in yaşadığı olaylar, Ned’in ordudan yazdığı mektuplar ve Bayan Shadie’nin anlatımları ile hikayeyi çözmeye çalışırlar.
Abilene, hem babasından bir iz bulmak hem de bu kasabada yaşadıklarını öğrenmek için bu maceraya atılsa da bir yandan hayaletin kim olduğunu merak eder. Peki Abilene babasına ulaşabilecek midir? Orası kitapta gizli…
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki çok dram türünde bir kitap beklemeyin. Ben kitaba başlarken çok üzülerek okuyacağımı düşünmüştüm ama çok insanın içine işleyen bir kitap değil. Kitabın kurgusu çok güzel ama kitap son elli sayfada hız kazanıyor. Bence bunun nedeni, iki zaman diliminde geçmesi.. Aslında ben böyle kitapları okurken çok daha mutlu olurum ama bu kitapta öyle
Bir eve, bir kişiye,bir toprağa ait olmak ne büyük bir zenginlik aslında.. 12 yaşında bir kızın yetimler treni ile gittiği bir kasabada onu bekleyen olaylara şahitlik ettim.. Mektuplar,hayaletler,kasaba halkı kurgu olsada bir kısmı gerçekti. Ki yazar bunu son sayfalarda açıklamış.. Gerçeklerle baş etmek, kabullenmek 12 yaşındaysanız zaman alıyor.. Tabi bazı gerçekleri ömür boyu kabullenemiyoruz bu da ayrı bir konu..
Kitabı alalı ne kadar süre oldu hatırlamıyorum,baya zaman geçti üzerinden. Ismi çok etkilemişti beni sebebi çok derin, o yüzden okumak için bir türlü elime alamıyordum çünkü korktum. Beni ne denli etkileyeceğini kestiremiyor,cesaret edemiyordum.. "Altından kalkabilir miyim acaba ?"; diye düşünürken kitap elimde evin yolunu tutmuştum bile. Ne oldu,nasıl oldu da elime aldım bilmiyorum.. Bazı bölümlerde kitlendim, derin cümlelere hakimdi çünkü. Sonuç itibari ile korktuğum gibi olmadı bu yüzden keyifler yerinde :)
Sadece şunu belirtmek isterim.
Evet anlatım sade ama çok detay, ~geçmiş ve bugün, mektuplar,gazete bölümlerine hakim olduğu için kafalar dolu iken okumayın derim nacizhane..
Herkese merhaba, nasılsınız bakalım?
Beni sorarsanız çok yoğun geçiyor günlerim, elime kitap alamıyorum… Sizlerin vakti var ve okuyabiliyorsanız bunun tadını çıkarın.
Bugün, canım arkadaşım Sinem Eloğlu Sinem’in ilk tanıştığımızda bana hediye etmiş olduğu, Babamı Beklerken kitabıyla karşınızdayım.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki kitabı okuma sürem çok uzadı ama bunun nedeni kitabın sıkıcı olması değil benim yoğun bir zamanıma denk gelmiş olmasıydı.
Kitapta yaşadığım tek sıkıntı ise, çok fazla detay içermesi ve iki zaman arasında oluşan gidip gelmelerde kopuklukların fazla olması oldu. Onun dışında heyecan yüklü, sonlara doğru insanın içini sızlatan bir konusu vardı.
Abilene, babası ile tren yolculuğu yaparak yaşamını sürdüren bir kız çocuğudur. Hiçbir zaman ev kavramını öğrenmemiş hayatı hep göçebe şeklinde devam etmiştir. Ta ki o geçirdiği küçük kazaya dek… Aslında bisikletten düşmüş ve ciddi olmayacak şekilde yaralanmıştır. Abilene için hiçbir anlamı olmaz bu kazanın ama babası için çok anlam ifade eder. Abilene’nin artık bir eve ihtiyacı olduğunu, göçebe şeklinde hayatın bir çocuk için uygun olmadığını fark eder. Onu, çocukluğunun geçtiği Manifest Kasabası’na gönderir. Abilene babasından ilk defa ayrılıyordur işin kötüsü de neden ayrıldıklarını bilmiyordur. Bu yüzden içinde hep bir umut besler, elbette babası onu almaya gelecektir.
Manifest Kasabası’nda ise Abilene’i bir sürpriz beklemektedir.
Shady’nin evinde misafir olarak kaldığı sırada, odasında gizli bir bölme dikkatini çeker. Biraz inceledikten sonra kutunun içinde mektuplar olduğunu fark eder. Kasabanın gizemli geçmişine adım atan Abilene’nin karşısına acaba neler çıkacaktır?
Birinci Dünya Savaşı’ndan tutun da yetimler trenine kadar birçok olayı içinde barındıran bir kitaptı.
Ara ara heyecanını
Okuması keyifli samimi 1918 ve 1936 yıllarında geçen bir kasaba öyküsü. Dil oldukça yalın ve anlaşılırdı Amerikan edebiyatı sevmeyenlerin bile bir solukta okuyabileceği türden