Adı:
Babamı Beklerken
Baskı tarihi:
Ocak 2014
Sayfa sayısı:
410
ISBN:
9786055034047
Kitabın türü:
Çeviri:
Filiz Saban
Yayınevi:
Parodi Yayınları
Abilene ve babasının hiçbir zaman bir 'ev' kavramı olmamıştır.
Yaprak gibi oradan oraya sürüklenip duran baba-kızın, birbirlerinden ve hikâyelerinden başka kimsesi yoktur.
Ama Abilene büyüyordur ve bir yuvası olmalıdır artık.
Derken bir gün yollar ayrılır.
Abilene şimdi tek başınadır.
Sahip olduğu en değerli varlığı babası Gideon Tucker, onu bir kasabaya yollamıştır.
Peki, mesafeler ayırır mı dersiniz?
Abilene için asla.
Geçmiş gizemli, gelecek bilinmez, şimdi ise özlem dolu.
'Baba, neredesin?'

Bu gece de babamı bekleyerek karşıladım sabahı. Pencereme vuran ay ışığı altında oturup düşündüm uzun uzun. Babamdan hatıra pusulayı elime alıp seslendim gökyüzüne:
"Şu an benim gibi babam da ay ışığının hüznüyle mi meşguldü?"
"O da beni özlüyor muydu benim özlediğim gibi?"
"Biliyorum. Her gidiş mutlaka yanında hüzün taşır ama, bu bizim için değişemez mi baba?"
(Tanıtım Bülteninden)
Kitabı bitirip kendi yaşantıma dönmem çok zor oldu. Muazzam bir kurgusu ve akıcı bir dili var. Başlarda kitap çocuksu geldi fakat ilerledikçe işler biraz değişti. Sonuna doğru gözyaşlarımı tutamadım. Dostluk, fedakarlık, özlem gibi birçok duygu bir arada. Fazla söze gerek yok, çok çok beğendim.
Ba-yıl-dım

Hepimizin kendisini bir yerlere ait hissetmeye ihtiyaç duyduğu anları olmuştur. Bir eve bir aileye..
Özellikle yaşamlarını ailesiz kurmak zorunda kalan insanların eksikliğini hiçbir şey dolduramaz. Onların aitlik kavramı en büyük eksiklikleridir..

-Gelelim kitabımıza-

Babamı Beklerken, yazar tarafından 1917-1936 yılları arasında kendi aile köklerini esin kaynağı alarak usta bir dille anlatılmış.

Dönem olarak Birinci Dünya savaşı, Büyük Buhran, çok sayıda insanın hayatını kaybettiği İspanyol gribi, Amarika'da 250.000 kadar kimsesiz, terkedilmiş, evsiz kalmış çocukların yetimler trenleriyle farklı ailelere gönderilmesi gibi gerçekleri gözler önüne sererek oluşturulmuş bir baba ile kızının bağlarını kurarken bulundukları kasabanın hikayesini ictenlikle kimi zaman güldürerek kimi zaman hüzün dolu şekilde anlatmıştır.

Kitabın ana kahramını 12 yaşında ki Abılene' in dilinden anlatılan kasaba hikayesini J.K. Rowling'in Boş Koltuk kikabına benzettiğimi söyleyebilirim. Fakat konu olarak çok ayrı..

Abılene' in annesi tarafından çok küçükken terk edilmiş, babası ile şehir şehir gezerek büyüyen, ait olduğu bir evi bağlı olduğu bir şehri bulunmayan bir çocuktur.

Günün birinde babası ile yolları ayrılacak ve kendini bir zamanlar babasının çocukken hayatının bir kısmını yaşadığı kasaba olan Manifest'te bulacaktır.

Severek okuyacağınızı düşündüğüm bu romanı kesinlikle tavsiye ediyorum. İnsanı sıkmadan düşüncelere itebilen harika bir kitap.

Benzer kitaplar

Edebiyat öğretmenim hediye etmişti harika bir kitaptı çok beğendim okumanızı tavsiye ederim.
Güzel bir kitap sitesinin(@okuoku1 )kampanyası sonucu aldığım bir kitap. Kitabı okumadan önce sosyal kitap paylaşımlarındaki yorumlara bakarım her zaman, hele de ilk kez okuyacağım bir yazarın kitabı ise. Nitekim bu kitap ile ilgili okuduğum yorumlar biraz hevesimi kırdı isteksiz okumaya başladım. Ancak hiç de okunması zor bir kitap olmadığını, aksine akıcı ve merak uyandıran anlatımıyla ilgimi çekti. 12 yaşında babası tarafından bir kasabaya gönderilen Abilene, kasabada yaşadıkça babasının geçmişine ait gizemli ve heyecan dolu maceraların hikayelerini adeta yaşarcasına dinler ve öğrenir. Kasabalılar onu tıpkı zamanında babasını nasıl sahiplendilerse, Abilene 'ı de memnuniyetle oldular. Hiç de pişman olmadım, iyi ki okumuşum
Her kız çocuğu gibi biraz ''babacı'' olduğumdan mıdır bilmem, adını gördüğümde hiç düşünmeden attım kitabı okuma listeme. Ve pişman da olmadım. Detayı bol ama bir o kadar da kusursuz bir anlatımı var. Umut, hüzün, buruk bir yürek.. Abilene ile yaprak gibi oradan oraya sürükleneceksiniz.. Hikayenin sonu mu? Biraz kırık dökük, eksik ama mutlu..
Öncelikle kitap arka kapak tanıtımında olduğu gibi gözyaşları içinde filan okutmuyor kendini, aksine yüzümde bir tebessümle okudum. Başlarda basit bir kitap okuduğum düşüncesine sahiptim, ama sayfalar ilerledikçe kitabı elimden bırakamaz oldum. Ana bir konu etrafında giden kitapta, yan olaylar da beni tatmin edecek kadar mevcuttu. Hatta ana hikâye çözüme kavuştuktan sonra, bir de şöyle bir detay vardı, o ne acaba diye düşünürken buldum kendimi. Bu arada yüzümde tebessümle okudum dedim de sürekli değil elbet, burukluk hissedip üzüldüğüm kısımlar da oldu. Kitabı sevmiş ve zevkle okumuştum. Tavsiye ederim. Herkese iyi okumalar...
Kitap, bir kızın babasının döneceği umuduyla yeşeren kendi maceraları ve babasının çocukluğu arasında gidip geliyor. Oldukça kaliteli anılar kitabı özgünleştirmiş
Bence mükemmel bir kurguyla yazılmış kusursuz bir roman. Ayrıca kusursuz bir de kadro vardı. Kitabın son sayfaların da Yazarın Notu başlığı altında yazılmış neyin kurgu neyin gerçek olduğu anlatıldığı bölümü de ben çok sevdim.
Belki cevirmenden belki de gercekten yabanci isimlerle cok yorulmuş bu kitap. Yine de yaz romani olarak beyninizi rahatlatan küçük bir kitap. Güzel...
Kitabı okumaya başladığımda bu kadar farklı bir hikaye ile karşılaşacağımı düşünmemiştim. İlk 50 sayfada kitabı elime aldığıma pişman oluyor gibi olduğumu gizlemek istemem. Fakat ilerleyen sayfalarda kitabı elimden bırakmadığım için şanslı bir okur olduğumu fark ettim.

Bir kızın babasına olan özlemini iliklerime kadar hissettim. Belki biraz da kendi babama olan hasretimin ve babamın erişilemezliğinin yakınlarında dolaştım.

Kitabımızın ana karakteri Abilene Tucker ve onun babasını bekler iken, özler iken, yeni yerlere alışmaya çalışıyor ve kendi ile yüzleşmelerine şahit oluyor iken bir baktım ki sayfa 406 ve kitap bitmiş.

Her sayfasında şaşırtıcı ipuçları saklı bol detaylı bir anlatımı olan bu kitap kesinlikle okunmalı !

Okumak için yarını beklemeyin sayfaların büyüsüne kapılın ve sıcacık bir kucaklaşmaya şahit olun.
Yıl 1936. Ana karakterimiz 12 yaşında, Abilene adında bir kız çocuğu. Babasıyla birlikte sürekli yollarda olan, ev nedir bilmeyen birisi. Günün birinde babası, Abilene'i eskiden kendisinin yaşadığı kasabaya gönderiyor. Böylelikle Abilene yalnızlıkla tanışıyor. Çünkü tek ve en iyi arkadaşı olan babası artık yanında olmuyor.

Bir sürü ödül almış olmasına rağmen tamamen beklentisiz okuduğum bir kitaptı. Genel itibariyle hoş bir anlatıma sahip, fakat sürekleyiciliği yetersizdi ne yazık ki. Sadece son 50-60 sayfada tempo çok güzeldi. Kitabın geri kalanı çoğunlukla durağan ilerledi. Sonların güzelliği kitabı yukarıya taşımaya yetmedi benim için. Belki ödüllerin sebebi yaşanan olay ve mekanların gerçekliği olabilir bilemiyorum. En sonda kitapta nelerin gerçekten var olduğuna dair yazarın 1-2 sayfalık bir açıklaması var.

Benim için ortalarda bir kitap oldu ama şunu söyleyebilirim; Hani eskiden pazar günleri ufak çocukların ana karakter olduğu sevimli Amerikan aile filmleri olurdu ya. Heh! İşte tam da o tatta bir kitaptı :)
Başı biraz karışık ve sıkıcı gibiydi bu yüzden birkaçkez kitabı yarım bıraktım ama sonra okumaya karar verdim ve okudukça, olayı anlamaya başladım merak ettim ve bitirdim aslında güzel kitapmış biraz da tuhaf sonuç beklediğim gibi olmadı iyiki olmadı :D
P harfi karar vermek için acele etmemeyi,
L harfi ayrılık ve uzaklaşmayı,
Q harfi ise bilmek için iç sesi dinlemeyi simgelediğini biliyormuydun?
Bazı balıklar yem yüzünden bazı balıklar da sadece suyun yanlış tarafında oldukları için yakalanırlar.
“Babam bizim geldiğimiz yerin haritada olmadığını söyler hep. Gerçek yerler hiçbir zaman haritada gösterilmez.”
“Her yerde yaklaşık bir metre yüksekliğindeki gazete balyaları vardı. Masası oldukça kalabalık olan daktilocu, patlama kelimesini hecelemeye çalışırken patlamanın ortasında kalmış gibi görünüyordu.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Babamı Beklerken
Baskı tarihi:
Ocak 2014
Sayfa sayısı:
410
ISBN:
9786055034047
Kitabın türü:
Çeviri:
Filiz Saban
Yayınevi:
Parodi Yayınları
Abilene ve babasının hiçbir zaman bir 'ev' kavramı olmamıştır.
Yaprak gibi oradan oraya sürüklenip duran baba-kızın, birbirlerinden ve hikâyelerinden başka kimsesi yoktur.
Ama Abilene büyüyordur ve bir yuvası olmalıdır artık.
Derken bir gün yollar ayrılır.
Abilene şimdi tek başınadır.
Sahip olduğu en değerli varlığı babası Gideon Tucker, onu bir kasabaya yollamıştır.
Peki, mesafeler ayırır mı dersiniz?
Abilene için asla.
Geçmiş gizemli, gelecek bilinmez, şimdi ise özlem dolu.
'Baba, neredesin?'

Bu gece de babamı bekleyerek karşıladım sabahı. Pencereme vuran ay ışığı altında oturup düşündüm uzun uzun. Babamdan hatıra pusulayı elime alıp seslendim gökyüzüne:
"Şu an benim gibi babam da ay ışığının hüznüyle mi meşguldü?"
"O da beni özlüyor muydu benim özlediğim gibi?"
"Biliyorum. Her gidiş mutlaka yanında hüzün taşır ama, bu bizim için değişemez mi baba?"
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 158 okur

  • Sedoş
  • Gökçe
  • Kitap Odası
  • Mavi Kelebek
  • Helin Türkmen
  • dikenprenses
  • sevcan demirel
  • zeynep
  • Ayhan Kaya
  • Minvâl

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.6
14-17 Yaş
%8.2
18-24 Yaş
%29.5
25-34 Yaş
%23
35-44 Yaş
%23
45-54 Yaş
%11.5
55-64 Yaş
%1.6
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%88.7
Erkek
%11.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.3 (20)
9
%16.7 (11)
8
%25.8 (17)
7
%4.5 (3)
6
%9.1 (6)
5
%7.6 (5)
4
%3 (2)
3
%1.5 (1)
2
%0
1
%1.5 (1)

Kitabın sıralamaları