·384 syf.····Okunma: 31 Temmuz 2021 14:24 "ᴀᴍᴀ ᴀʜ, ɢɪʟʙᴇʀᴛ, ʟᴜ̈ᴛғᴇɴ ᴀsʟᴀ ᴍᴀsᴀʟ ᴅɪʏᴀʀʟᴀʀıɴı ᴜɴᴜᴛᴀᴄᴀᴋ ᴋᴀᴅᴀʀ ʏᴀşʟı ᴠᴇ ʙɪʟɢᴇ ᴏʟᴍᴀʏᴀʟıᴍ."
"Rüzgarlı Kavaklar", L. M. Montgomery'in "Yeşilin Kızı Anne" serisinin 4. kitabı. Serinin ilk iki kitabına bayıldıktan sonra üçüncü kitabı da çok sevdiğim halde beklentimin bir tık altında kalmış ve acaba yazar bize Anne'in tüm hayatını yazarak biraz tadını mı kaçırmış diye düşünmemiş değildim. Özellikle bu kitabın başında bu fikrimi daha da doğru buldum. Ama sonradan ne olduysa oldu ve Anne'in o sıcacık dünyası, birbirinden orijinal karakterleri ve Rüzgarlı Kavaklar bana her şeyi unutturdu.
Kitapta çocukluğunu ve genç kızlığını gördüğümüz Anne artık Summerside Lisesinin müdürü olarak atanmış. Kitapta müdürlüğünün 3 yılını görüyoruz. İlk yılı okurken doğruyu söylemek gerekirse sıkıldım. Çoğunlukla Anne'in Gilbert'a yazdığı mektuplardan oluşması beni sanırım biraz sıktı ve yepyeni ve bir sürü olan karakterlere alışmam biraz zaman aldı. Ama sonraki iki yılı okumak çok güzeldi. Hem eğlenceli hem de duygusal. Dili zaten aşırı sevimli ve karakterleri çok hoş.
Eğer bir kitap serisinde yaşama imkanım olsaydı hiçbir fantastik diyarı seçmez direkt Avonlea, Green Gables ve Rüzgarlı Kavaklar derdim. Yani "Yeşilin Kızı Anne" serisini seçerdim. Ana karakteri olmak istemez, Anne'in dostu olmak isterdim. Ki tüm bunlar seriyi ne kadar sevdiğimi açıklığa kavuşturuyordur sanırım.
Sevmediğim bir şey olmasa da eksik bulduklarım var tabii. Öncelikle kitabın belki de üçte biri mektuplardan oluşuyor ve çoğu da Anne'den Gilbert'a yazılmış. Oysa ben arada sırada Gilbert'tan, Davy'den, Marilla'dan, Diane'den de mektuplar gelmesini isterdim. Onları okumak bence kitaba ayrı bir hava katardı.
Green Gables'a kitapta gidilse ve oradakileri de görsek de bence çok azdı. Tadı damağımda kaldı. Onları daha çok görmek isterdim.
Ve diğer kitaplardaki konu bütünlüğü sanki bu kitapta pek yoktu. Daha çok parça parça olayları görüyor gibiydik. Karakterleri ilk defa onlarla ilgili önemli bir şey olduğunda görüyor ve sonra da unutup geçiyorduk. Daha az karakter görüp gördüklerimi daha yakından tanımak isterdim sanırım. Ama yine de bitirdiğimde kitabı sevdiğimden emindim. Herkese rahatlıkla tavsiye edebileceğimden de.
Seriyi her yaştan, her tarz kitap okumayı seven veya kitap okumayı sevmeyen, klasiklerle haşır neşir olan veya olmayan herkese tavsiye ederim. Ama ben kitaplar çevrildikçe ya da içimden geldikçe ara ara okuyor, kitaplarının arasına başka kitaplar katıyorum. Böyle olunca dünyasını ve karakterlerini daha çok özlüyor daha hevesli oluyorum. Unutma sorunu da yaşamayacağınız bir seri olduğundan size de bunu tavsiye ederim ki sevimlilik, tatlılık ve dinginlik sizi bir süre sonra sıkmasın...