8/10
·592 syf.··
2021 38. kitabı
1990 yılında Körburun adasında başlar hikaye. 1960 lara gideriz ve hikayenin kahramanlarını en baştan okumaya başlarız. 30-40 yılın anlatıldığı Hikayede ister istemez çok sayıda kahraman girip çıkıyor romana. Değişmeyen baş kahraman ise Körburun adasıdır. Ulaşımı olmayan, gelenin dönemediği, burada yaşayanın dışarı çıkmaya cesaret edemediği, en güzel yanı istanbul manzarası olan ada. Tıpkı bir Rothko tablosu gibi içine çeker insanı, hareket ettiremez ve yutar. Kahramanların ortak özelliği , ilk hikayeye girdiklerinde bize yakın gelmeleri. Ancak zaman ilerledikçe hepsinde ortama uyarak değişmeler görüyoruz. Ortam ve zaman kavramları tabii ki siyasi gelişmeler ile vurgulanmış. Kıbrıs olayları, rum katliamlarl, becayiş ve sonunda 12 eylül olayları tüm karakterleri farklı farklı etkilemiş. "Dava" uğruna annelik yapmayı unutan, baba olmayı, koca olmayı unutan karakterlerin sadece kendi hayatları değil çocuklarının da hayatları değişiyor. Örgüt faaliyetleri diye yanıp tutuşurken yaşamayı unutan bir nesil ve bir sonraki nesillere yansımalarını görüyoruz. Eleştiri olarak bazı kahramanların birden ortadan kalkması, yada süregelen kurguda yeterli yer almamalarını saymak istiyorum. Özellikle Hikayenin başındaki Reyhan, saffet ya da dimitri paşa gibi karakterlerin sonlara doğru tekrar ortaya çıkmasını bekledim. Seherin resim çizmesi ile iç dünyasının anlatılması güzel bir denemeydi. Seherin kaybolduğu bölümde bulduğu kitapçıya "unutmak istediklerini bırakması " kurgusu hoşuma gitti. Neriman ablanın roman boyundaki iç sesleri ve roman sonunda "iç sesimiz susmasın" sloganı da romanın güzel detaylarından. Rasathane nin tavanındaki pencere, birkaç rothko tablosu vs haricinde öyle metafor kullanılan bir roman değil. Düz anlatımı var ancak konu yoğun, zaman uzun ve karakterleri de fazla olduğundan bu anlatım yerinde bile olmuş. Sanki kader kavramı genetik bir kod gibi nesillere aktarılıyor. Romanın finalinde onur öğretmenin ağzından "umut ve sevgi kazanacak" bayraklarının dalgalanması da içimi ısıttı. Alıntılar yapılacak cümleler yok çok fazla. Ancak anlatımı ve bazı eksikleri de olsa kurgusuyla 587 sayfalık bu roman kolayca ve tatlı bir his bırakarak zevkle okunuyor.
KörburunHikmet Hükümenoğlu · Can Yayınları · 20242,733 okunma
·
402 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.