·131 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Ağustos 2021 17:31 “Burada bulduğunuz bir kuşun kanadında çamur vardır; koparıp kokladığınız güzel bir çiçek iğrenç kokular yayar.”
Orası neresi?
Hapishane,
O dört tarafı yüksek duvarlarla çevrili yaşam alanı, belki kafes belki de nefeshane olarak nitelendirebileceğimiz mekan dahi insanın iç dünyasını simsiyah yaparken idamın etkisini düşünemiyorum.
Elbette suçluysa yapılanın bir karşılığı olmalı. Hakedilen bir karşılık. Ama idam konusu kesinlikle insanı çelişkiye düşüren, kabul edilmesi yada reddedilmesi gerçekten çok zor bir konu. Kitap, insana ben bu konuda ne taraftayım sorusunu sürekli sorduruyor. Kolayca bir taraf olmak mümkün değil.
“Onu tutunacak bir dalı, bir hamisi olmadan sokaklarda süründüğü çocukluğundan dolayı cezalandırıyorsunuz.”
Kilit cümlelerden birisi. Çünkü çocukluğu nasıl geçmiş, yıllarca nasıl bir psikolojik ve fiziksel gelişim yada olumsuzluklara maruz kaldığını bilmediğimiz bir bireyin son eyleminden dolayı idam mahkumiyeti kararını biz vermemeliyiz.
“İntikam almak bireyseldir, cezalandırmak Tanrı’nın işidir.” diyor başka bir sayfada.
“İntikam almak için cezalandırmak yerine iyiliğe yöneltmek için düzeltilmelidir.” yaklaşımı benim aklıma daha çok yattı.
Fakat çocuklara, kadınlara her türlü eziyet edenlere, vatana ihanet edenlere bir nebze olsun acıma duygusu yada rehabilitasyon isteği dimağlarda belirir mi? İnanın ben de belireceğini zannetmiyorum. O yüzden bunun devlet politikası olarak sisteminin iyice oturtulması en makulüdür sanırım.
Hem okuyorsun, hem düşünüyorsun.
Hem üzülüyorsun, hem de muhakeme yapıyorsun. Bazen de zihninde mahkeme kuruyorsun. Yargıç oluyorsun.
V. Hugo’nun bu eserdeki en becerikli yanlarından birisi de suçtan hemen hemen hiç bahsetmemesi. Uzunca bir süre adam ne yapmış da idama gidiyor sorusunu sordum fakat sonra anladım ki mesele o değil, önemli olan başka bir hayatı sonlandırma hakkı.
Etkileyici bir kitap. Yavaş ve sakince okunmalı.
Saygılar.