Dikenli tellerin, ırkçılığın önleyemediği iki küçük çocuğun dostluk hikâyesi. İkinci Dünya Savaşı sırasında babasının görev yeri Auschwitz toplama kampına çıkmasıyla hikayemiz başlıyor. Toplama kampını ilk kez odasının penceresinden gören Bruno,birgün canının sıkılmasıyla ormana keşfe gidiyor ve Shmuel ile arkadaşlıkları ,onu dikenli tellerin ardında görüp, onunla konuşmasıyla başlıyor.
Nazi Almayası'nın Yahudilere uyguladıkları eziyeti ve ırkçılığı çocuk karakterlerimizin kaybedilmemiş insanlığı ve masumiyetiyle okuyoruz. Hikaye duygularımızı devreye sokmayı o kadar iyi başarıyor ki zaman zaman gözleriniz dolarken zaman zaman da vicdanı olmayan karakterler yüzünden sinir krizi geçirebiliyorsunuz. Ben okurken çok etkilendim. İzlemek isterseniz filmi de var ve o da çok başarılı. Yazım dili de oldukça sade ve rahatlıkla 1-2 günde bitirebilirsiniz.Okurken bu kadar etkilenenmemin bir diğer sebebi de günümüzde aynı şeylerin Doğu Türkistan ve Filistin'deki insanların hala başına geliyor oluşuydu. İnsanların nefretini ve ırk yüceltmesini hiçbir zaman anlayamayacağım sanırım. Keşke tüm acı çeken çocukların yanında olup ellerinden tutabilseydim. Hayatımızın her yerinde tel örgüler var bunları kaldırmak için savaşmak da bizim elimizde...