·112 syf.····Okunma: 06 Ağustos 2021 14:25 Sahi nedir insan?
Vicdan ve merhamet gibi üstün yetilerle donatılmış, bir akıl bahşedilerek; iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırma kabiliyetine sahip varlık. Potansiyeline hizmet etmekle çabada olan bir varlık.
Böylesi yetilere sahipken, bu ayrıcalıkları yeterince kullanabiliyor muyuz? Yeterince kelimesi bile yüksek seviyeli bir ölçüt. İnsani özelliklerimizin ne kadarını her durumda ve her koşulda, uyarlamadan saf iyilikle kullanabiliyoruz?
İyiyle kötüyü nasıl ayırt edebiliyoruz? Vicdanımızı eğitebiliyor muyuz? Fedakarlık insandan insana değişen bir kavram mı?
İnsalığımızı sorguladığım su süreçte insandan daha kötü bir varlık olmadığını görüyorum. Elinde birçok seçeneği mevcutken en kötüsünü seçen, en basit bir işlemi eyleme dönüştürmekten aciz bir varlık. Çöpünü yere atmaktan imtina etmeyen bir varlıktan bahsediyorum. Bencil bir varlıktan, üşengeç bir varlıktan, hayvanlarını yanmaya terk eden bir varlıktan. Savunmasız masum bir varlığa tecavüz eden bir varlıktan. İşler yolunda gitmediğinde bir can alabilecek kadar gözü dönmüş kendini üstün sayan bir varlıktan: İnsandan.
Bunları yapan insanlarla bunları görüp okuyup acısını içinde hisseden insanların aynı türe ait olmasını hazmedemiyorum.
Mark Twain kitabında insanın Tanrı tarafından dizayn edilen bir makine olduğunu iddia ediyor. Fedakarlığı katlanabilenlerin ve katlanamayanların gerçekleştirdiği eylemler olarak ayırıyor, kıstas olarak başkaları tarafından izlenme dürtüsü ile bir şeyler yapmanın gerçeklikle ilgisini olmadığını savunuyor ve insanın yaptığı her şeyi öncelikle kendi için, ruhunu tatmin etme amacıyla yaptığını savunuyor. Saf iyilik olmadığını, yapılan iyilikte bile bir çıkar olduğunu anlatmak istiyor. Örneklendirerek; yapılan deneyleri ve geçmişte yaşanan birtakım hikayeleri referans göstererek iknayı epeyce kuvvetlendirmiş ve bir dialog şeklinde yazmış kitabını. İki kişi arasında sohbet ediyor, siz de yan masadan onları dinliyormuş tadında ilerleyen 112 sayfalık akıcı ve sorgulayıcı bir kitap.
Ana hatlarıyla; koşulların, insanın eylemlerine olan katkısından bahsediyor.
Örneğin denizde boğulan birini kurtarma eylemini koşullar ekleyerek okuyucuyu sorgulamaya itiyor; denizde boğulan bir insanı kurtarmak.
-gece mi/gündüz mü?
-etrafta başka birileri var mı/yok mu yani siz boğulan insanı kurtarırken sizi görüp takdir edecek birileri.
-boğulan insan pis ayyaşın biri mi/ saf masum bir kız mı?
Seçenekler sizin boğulmakta olan insanı kurtarmanızı etkiliyor mu? Tereddütte iseniz katıksınız iyilikten bahsedemezsiniz bahsedemeyiz, diyor özetle.
Şu süreçte okuduğum için bana iyi gelen bir kitap oldu, umarım incelememi okuyanlara katkısı olur. Sevgilerimle.