Puan vermedi·72 syf.··
2021 38. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2021 18:21
[ ...her zaman küçük işaretlerin büyük şeyler anlattığına inanırsın.] Bu günlerimi de sanırım Jack London dönemi diye hatırlayacağım Oğuz Atay 'a selam olsun. Yeni öğrendiğim kelimeler ve anlamını yanlış bildiğim bir kelime ile başlamak istiyorum. Marsık: [ Bir hayvan değilmiş ya, ben niye bunun anlamını öyle biliyorsam. Hatta çizebilirim bile. Köstebek, kirpi arası siyahımsı bir hayvan işte. Değilmiş.] Uzun tanımı geçtim, meraklısı sözlüğe baksın. Tam yanmamış odun kömürüymüş. Argoda esmere deniliyormuş. Travers: Tren raylarındaki hani resim yaparken çizik çizik yaptıklarımız hah onun adıymış travers. Onun bir adı olduğunu da hiç düşünmemiştim. Bütüncül ray deniyor sanıyordum, değilmiş. Sadak: İçine ok konulan torba. Menfez: Banyo ve tuvaletlerdeki açılır kapanır havalandırma yerinin adıymış. Kitap 1912'de yazılmış. Veba salgını kitaba göre 2013. Hikaye bize 2073 yılından sesleniyor. Karakterler, hikayeyi anlatan 87 yaşındaki Granser, torunları Edwin, Tavsandudak ve Hu-Hu. Çevirmenin yine notları eşliğinde kısa sürede bitiyor bu novella. Corona salgını ile benzerlikler var ki, yazar hiçbir salgına şahit olmamış. Kendini feda eden ve karşıdan el sallayan o iki abimiz ve ölüme karısını yalnız göndermeyen amcamız ağlatmıştır beni. Yazar da öyle bir gözlem gücü var ki; ihtiyar adamı bir çiziyor. Sadece dış görünüşünden işte saçı, sakalı, giyimi, kol yaralarından adamın hayatını okuyor. Acaba beni görse nasıl yorumlardı dedim içimden. İnsanlara hiç böyle dikkat etmediğimi fark ettim. Yine çok yönlü, üzerinde konuşulmaya değer bir kitap.
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,9bin okunma
··
143 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.