9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2021 20. kitabı
"Beni öldürdüler Wene Hala." Kitabın, benim açımdan, en vurucu kısmı sonda yer alan bu cümleydi. Sonu en baştan biliniyor olmasına rağmen gayet merakla ve heyecanla okunuyor. Bu kadar ince bir kitap çokça meseleyi, maalesef hala da devam eden günümüz meselelerini, etkileyici olarak ele almış. İşin bu kız bakire değilden göz göre göre bu noktaya kadar gelmesi, her aşaması aslında hala günümüz dünyasında olan şeyler. Bekaretin, daha doğrusu kadın bekaretinin, korkunç bir kutsallıkta olması, kadının belki gerçek aşığını gizlemek için belki de gerçekten Santiago Nasar olduğu için bilemiyoruz, ortaya onun adını atması, zaten bu konularda namı yürümüş adamın gerçekliği sorgulanmadan tam anlamıyla yargısız infaz yapılması ve herkesin bu cinayetin işleneceğini bilmesine rağmen hiçbir şey yapmaması, hatta öylece seyirci olması... Okurken geriliyor, heyecanlanıyor, sinirleniyor, olayın gerçekleştiğini bilmenize rağmen yine de merak ediyor ve o kadar duyarsızlığa tahammül edemeyip kitabın içine girip müdahale etmek istiyorsunuz. Ama en çok hissettiğim şey rahatsızlıktı sanırım. Herkesin görmesine bilmesine rağmen hiçbir şey yapmayıp öylece seyirci olması bana, yardım isteyen Emine Bulut'un ölmek istemiyorum diye haykırırken etraftakilerin hiçbir müdahale yapamayıp sadece video çekmeye çalışmasını hatırlattı. "Beni öldürdüler Wene Hala". Bu cümlenin etkileyiciliği son nefesini henüz vermemiş birinin söylemesi değil aslında. O çoğul ifadede sadece katillere değil tüm kasabaya kasıt olması.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,4bin okunma
·
62 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.