·160 syf.····Okunma: 08 Ağustos 2021 16:11 Goethe'nin okuduğum ilk kitabıydı. Faust'u da okumayı düşünüyordum ama bu kitaptan sonra biraz daha erteleyebilirim sanırım. Kitabın edebi yönünü beğendim ama ana fikri ve savunulan düşünceler hoş değil.
Yazarın anlatım üzerine olan yeteneği, kitabın kompozisyonu ve bir mektup roman olmasına rağmen olayın tek karakter ağzından bu derece iyi anlatılabilmesi büyük bir başarı. Bunlar hakkında hiçbir eleştirim yok. Kitap boyunca sadece ana karakter olan Werther'in düşüncelerini okuyorsunuz ve her şeyi onun gözünden görüyorsunuz. Yazar hikayeyi bu şekilde anlatıyorsa okuyucuya ana karakteri benimsetmekten başka şansı yok demektir. Yani siz ana karakterin kişiliğini sevip kendinize yakın bulmazsanız bu kitabı sıkılmadan bitirmeniz biraz zor. Tüm kitabın mektuplardan oluştuğunu düşünürsek bu yöntemle tüm okuyucuları çekmek daha büyük bir edebi güç gerektirir. Bugün bu kitabın milyonlarca kişi tarafından okunduğunu düşünürsek de yazarın bu konuda başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Anlatım akıcı, karakterin aşırıya kaçan duygularının betimlenmesi çok başarılı. Okurken "sanki kendi yaşantısını yazmış" diye düşünürseniz öyle olduğunu öğrendiğinizde şaşırmayın.
Werther yabancı olarak gittiği bir şehirde Lotte adında -nişanlı olduğunu bildiği- bir kıza göz göre göre aşık oluyor. Buraya kadar kabul edilebilir. Sonuçta evli insanlar da bize hoş gelebilir ama Werther bu durumda "Tüh ya evliymiş" diyip geçmek yerine kızla samimi bir ilişki kuruyor. İnsan ilişkilerini düşündüğümde bundan büyük kaç tane *rospu çocukluğu sayabilirim bilmiyorum. Kitabı okurken ana karakterden nefret ettim. Bir de bu Werther isimli genç arkadaşımız, muazzam bir yüzsüzlükle, aşık olduğu kızın nişanlısına karşı çıkışlar yapıyor. Kitabın ortalarında bir yerde Werther ve Albert "intihar etmenin güçsüzlük olup olmadığı" üzerine tartışıyorlar. Burada laf lafı açıyor ve Werther bazı şeylerin önüne geçilemeyeceğini söyleyip aşırı alakasız örnekler vererek vicdanını rahatlatmaya çalışıyor. Werther, "empati kur" diyerek kendi sorunlarını insanların gözünde büyüten ama konu diğerlerine geldiğinde gram empati kurmayan bencil insanlardan biri.
Peki ana karakteri sevmediysem okumaya neden devam ettim? Birincisi kitap kısaydı :D İkincisi karakterin "birini sevmek"le ilgili düşüncelerini, duygularını çok yakın buldum kendime. Mükemmel bir adanmışlık var. Pek duygusal olmayan insanlar için aşırı abartı gelebilecek bir adanmışlık olabilir. Aslında doğru. Werther, kızın sadece görünüşüne aşık oluyor aslına bakarsanız. Zaten ben de karakteri ve olayı hiç desteklemiyorum. Sadece o hislerin yaşanış ve anlatılış şeklini sevdim.
Kitap kişiye göre sıkıcı gelebilir. Okurkenki ruh haliniz etkiler. Kötü olduğunuz bir zamanda okumamanızı tavsiye ederim çünkü aynı Dostoyevski romanları gibi insanı intihara sürükleyen bir tarzı var kitabın.
Uzun oldu. Kitap başarılı ama Goethe'nin ve Werther'in yaptıklarını hiç onaylamıyorum. Dünyada zaten şerefsiz insan çok, bir de bunu duygusallığa vurarak haklı çıkarmaya hiç gerek yok. İyi okumalar dilerim.