9/10
·368 syf.··
2021 109. kitabı
1998 Nobel Edebiyat Ödüllü kitabı her ne kadar okumakta biraz zorlansam da çok beğendim. Paragrafların sayfalar boyunca art arda devam etmesi, cümlelerin uzunluğu beni biraz yavaşlatsa da 3 günde bitirmiştim. Distopya olarak çok çarpıcıydı, okurken içinden çıkamıyor, olayları kendim de yaşıyormuş gibiydim. Sevmediğim kısmı toplu tecavüz sahneleri ve bunların uzun uzun anlatılmasıydı. 2008 yapımı filminde de bunları görebiliyoruz. Ara ara tamamen beyaz ekranla kaplı sahneler vardı. Aslında yazarın bize iletmek istediği bedenen körlükten ziyade manevi körlükle insanın neler yapabileceği... Bunu da fazlasıyla okuyup gördüm. Filmde de gördüğümüz bu beyaz ekranla da gözümüze inen perdeye gönderme yapılmış diye düşünüyorum. Kitap, araba süren bir adamın körleşmesiyle başlıyor. Zaten kütüphaneden bu kitabı bulup seçmem de ilk sayfasındaki cümlelere dayanıyor. Körleşen bu adam gittiği göz doktoruna da körlüğünü bulaştırır. Salgın bir hastalık gibi tüm ülkeye yayılır. Kör olmayan tek kişi doktorun karısıdır. Toplum görmeyen gözlerle cinayetlere, tecavüzlere tanık olur. Körlük bir metafor olarak kullanılmış ve bunun getirdiği sağlıksız ortamın yarattığı sorunlar anlatılmış. En sonunda ise görme yetilerini kazanırlar.
KörlükJosé Saramago · Can Yayınları · 2015132,1bin okunma
·
31 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.