Gönderi

Puan vermedi·330 syf.··
2021 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2021 09:20
Roman bir cinayetle başlıyor ve kitap boyunca bu cinayetin katili aranıyor. Haber için gelen gazeteci bir kız ve Karadeniz'in sakin bir köyünde adeta inzivaya çekilmiş Ahmet adında bir adamın ağzından hem kendi hikayesini hem de ikiz kardeşinin hikayesini dinliyorsunuz. Ben kitaba büyük beklentilerle başlamamıştım düşündüğüm gibi de çıktı. Okuyucuyu kitapta tutabilmek için sürekli hikayenin anlatımın ertelenmesi ve bunun bir kısır döngü haline gelmesi rahatsız ediciydi. Uzun bir olay hiç bölünmeden kitap boyunca da anlatılabilirdi bunun okunma ve biraz popülariteye uyma kaygısından yapıldığını düşünüyorum. Açıkçası eğer az çok bu tür cinayet romanı okuduysanız bir çok benzerlik göreceksiniz ve katilin kim olduğunu tahmin etmek çok da zor değildi ilk başlarda tahmin etmiştim , öyle de çıktı. Kitapta baş karaktere ekstra bir derinlik katılmaya çalışılmış fakat bu karakterin içinden gelmekten ziyade yazarın karaktere zorla şırıngayla aşıladığı bir özellik gibi geldi bana. Karakteri değil de yazarı hissettim ve bu beni rahatsız etti. Çünkü bilirsiniz ki en iyi yapıtlarda, klasik romanlarda karakterlerin en büyük özelliği yazarı hissettirmez ana karakterin hatta yan karakterlerin bile yanıbaşında oturuyor onu yaşıyor, onunla sohbet ediyor gibi hissettirir, ben bu kitapta o hissiyatı alamadım. Ayrıca çoğu kitapta olduğu gibi aşk kötüdür, acı vericidir, eziyettir, yaralayıcıdır gibi kesin kaideler tekrar edip durdu. Ben bu fikre katılmıyorum. Evet aşkın içinde üzülme, acı çekme de var bunda hemfikirim ama direkt bunlardan ibaret olduğunu düşünmüyorum. Birbirini seven iki insan birbirine aşıksa, zor günler de geçirseler, kavga da etseler sonunda yine aşk kazanacaktır. Genelde aşkı böylesine kötü gösteren ve insanlara böyle empoze edenü romanlarda ya karakterimizin psikolojisi bozuk, çocukluk tramvası olan ya da ona aşık olmayan birine aşık olan ve sonrasında aşkı hastalıkla karıştıran tipler oluyor. (bakınız bilinmeyen kadının mektubu) Aşkın böyle kötü tanımlanmasının bir nedeni de insanların acıyı, melankoliyi daha çok sevip bu tür romanlara daha çok ilgi göstermesinde buluyorum. Hal böyle olunca da en çok okunan romanlar imkansız, hastalıklı, sonu intiharla biten aşk romanları oluyor. Ama bu gerçek hayatta da hep böyle değil birbirine aşık çok mutlu insanlar da var. Uyarmak istediğim nokta şu her ne kadar böyle kitaplar okusak da olması gerekeni böyle sayıp aşkı acı veren bir duygu kalıbına sığdırmamalıyız, sonra aşk adı altında ne çok intiharlar cinayetler yaşandığını hepimiz az çok biliyoruz. Son olarak kitap kötü diyemem ama Ahmet'in insanlığa karşı bir kaç düşüncesi ve söylemleri dışında roman çok alışılmış ve yüzeysel geldi bana. Eğer Zülfü Livaneli'nin tarzını biliyor ve seviyorsanız okuyabilirsiniz.
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,4bin okunma
·
2.126 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
ben kitabı okumuş biri olarak sonunda bir şok yaşadım. Güzel bir anlatıma sahip her zaman ki gibi harika yazmış
Zeynep Öztürk
Gönderi Sahibi
Sonunda ben de şaşırdım ama kitabın olay örgüsünü çok değiştirmediği için çok da büyük bir süpriz olarak gelmedi bana 😊