·207 syf.····Okunma: 24 Haziran 2021 17:23 “Çok sayıda kitapla çevrelenmiş olduğum halde, yalnızca bir kitabın içinde bile sınırsız bir dünyanın var olabileceğinin farkına bile varmamıştım.”
See-lammm dostlar! Yepyeni bir kitap yorumu ile karşınızdayım. Bu sefer rotamızı Uzak Doğu’ya çeviriyoruz. Zira elimizdeki eser Sosuke Natsukawa’nın kaleminden çıkma, Japon edebiyatına ait fantastik bir roman: ‘Kitapları Kurtaran Kedi.’
Sıradan bir lise öğrencisi olan Rintaro Natsuki, birlikte yaşadığı ve şehrin kıyısındaki küçük bir kitabevinin sahibi olan dedesinin ölümünden sonra bir başına kalır. Natsuki Kitabevi’nin tavana kadar tıka basa kitap dolu raflarının arasında mutsuz ve umutsuz geçirirken günlerini, nereden geldiği bilinmeyen konuşan bir kedi çıkar ortaya ve her şey birdenbire değişmeye başlar. Kitabevinin koridorları arasında ortaya çıkan gerçeküst labirentlerle birbirinden fantastik maceralar onu beklemektedir. İlk labirentte, kitaplara aşık olduğunu iddia edip onları kilit altında tutan bir adam, ikincisinde onları kesip kırparak daha hızlı ve herkes için okunabilir kıldığını iddia eden bir profesör, üçüncüsünde ise ucuz özetler ve yalnızca ana hatlardan oluşan kitapların çok satılmasından kâr eden bir kitabevi ile karşı karşıyadır. Son olarak yüzleşeceği gizemli kadının beraberinde kitapların kaderi, Rintaro ve bu acayip kedinin elindedir artık…
Yediden yetmişe herkese önerebileceğim, özellikle de çocuklara ve kitap okumaya yeni başlayanlara rehber niteliğinde gördüğüm, “Nasıl daha verimli kitap okuyabilirim?” sorusuna cevap veren bir kitaptı. Dili oldukça sade. Eğlenceli bir yolla arka metinde ders veren ve duygusal bir hikaye barındıran kurgusuyla gayet akıcı. İçinde beğendiğim birçok alıntı oldu. Post-it yapıştırmaktan helak oldum. Özellikle Rintaro’nun dedesinin özlü sözleri kitapta verilmek istenen mesajları çok iyi açık etmişti. En başında biraz sıkılabilir ya da konuyu basit bulabilirsiniz, önerim devam etmeniz ve fantastik ögelerin tadını bir animasyonun içindeymişsinizcesine çıkarmanız yönünde. Kim her gün konuşan bir kediyle karşılaşıyor ki zaten, değil mi? Kitapla kalın, hoşça kalın!