Puan vermedi·186 syf.····Okunma: 22 Ağustos 2021 18:15 Bazı kitapların, yazıldığı dönem ya da yazarın zihninde oluşturduğu kurguyla sınırlı kalmaması beni her zaman çok daha fazla etkilemiştir. Tanrısız Gençlik de bu kitaplardan.
Faşizmin toplum üzerindeki yayılmasına içten içe karşıt olan bir öğretmenin, bu durumun gençliği nasıl bir hale getirdiğini anlattığı bir kitap Tanrısız Gençlik. Okullar asker ya da belki tek atımlık kurşun yetiştiriyor, gençler asker ya da belki tek atımlık kurşun olmayı çoktan kabullenmiş. Zenginler kazanıyor ve fakir çocuklar pencere demirlerinden izliyor bu zaferleri. Ruhlar sislerin ardına takılıp gitmiş ve gözlerde kocaman bir boşluk bırakmış gibi. İçsel ahlakın çöküşü her şeyin sonunu berberinde getiriyor, buna inandırıyor yazar sizi.
Sayfa 33'te "...bugünkü gençliğin şanssızlığı artık doğru dürüst bir ergenlik yaşayamamasında..." diyor yazar. Erotizmin, politikanın, ahlak ve ahlaksızlığın tek bir kaba konup çorba edildiğinden ve gençliğin en içten duygularının bir korkuluk için kullanıldığını dile getiriyor. Kişilikler ölüyor, hakikat gidiyor ve geriye bir tek yalan kalıyor. Günümüz için de mesele aynı mıdır? Evet, sanıyorum bu böyle kabul edilebilir.