Puan vermedi·504 syf.····Okunma: 25 Ağustos 2021 00:56 Ayfer Tunç'un Osman romanı Kapak kızı ve Yeşil Peri Gecesi'nden oluşan üçlemenin son halkası. Çok değerli arkadaşım Elif, Osman'ı okumaya başlamadan üçlemenin son halkası olduğu uyarısını yapmış,nazikçe diğer iki romanı okuduktan sonra Osman romanını okumamı salık vermişti ama ser de inat var, Elif'i değil, bağımsız da okunabileceğini söyleyen kitapçı Abidin dostumu dinlemeyi seçtim.
Osman kitabında, Kapak Kızı romanında -ki ben okumadım- bahsedilen Şebnem'in eşinin yaşamı anlatılıyor. Ama aynı Şebnem'i bu romanda Osman'ın hızla aşağıya doğru, çöküşe giden yaşamının çöküş hızını arttıran bir katalizör olarak görüyoruz. Osman kara bir roman. Bir çöküş, bir vazgeçme romanı. Bu konuyu anlatırken yazar, ikili-dualist bir anlatı yöntemini seçmiş. Bir yandan Osman'ın hayat hikayesini yazmak isteyen yazarın Osman'ın yaşamınının bir yerlerinde bulunan, akrabaları, gençlik arkadaşları, son işyerinde beraber çalıştığı kişiler, son sevgilisi Pakize Hanım, Osman'a çarpan kamyon şöförü gibi kişilerle yaptığı röportajları okuyoruz. Öte yandan ise Osman'ın günlüklerini. Böylece gençliğinden itibaren istekleri, yapmak istedikleri, yapamadıkları, tercihleri, doğruları ve yanlışları ile bir Osman profiline şahit oluyoruz. Zaman zaman hatta pek çok zaman röportajlarda anlatılanlar ile Osman'ın günlüklerinde yazdığı konular birbirini tutmuyor. Yazarın bu durumu romana olan ilgiyi sürekli tutmak için uyguladığı bir yöntem olduğu hemen hissediliyor. Derinlikli bir Osman portresi çizilse de romanda kardeşi Teoman'a olan atıflar, onun kişiliği ile de bize bilgiler veriyor. Osman'ı tanırken bir yandan Teoman'ı da tanıyoruz. Tam bir ağustos böceği yaşamını seçen, sanatsever, müzisyen, duygu adamı Osman'a karşılık, kaba saba, paradan başka kıblesi ve değeri olmayan Teoman'ı görüyoruz. Bu ikili anlatı romanın sonuna kadar devam ediyor ve tüm roportajlarda sorulan Osman intihar mı etti? sorusunun yanıtını, yine Osman'ın yazdıklarında buluyoruz.
Bir romanı okurken en önemsediğim nokta kurgu meselesi. Türk romancılığı için uzun dönemler boyunca tartışma konusu olmuş temel konulardan. Okuyucuyu romana bağlayan, merak uyandıran, romanı okunası kılan temel unsur kurgu. Ve zannedildiği kadar da oluşturulması adı üstünde kurulması o kadar da kolay değil. Sadece romanın değil ayrıca, sinemanın, tiyatronun hatta şiirinde temel meselelerinden biri. Kurgu meselesini önemseyen bir okurun satırları bunlar ve olabildiğince de öznel bir bakış açısı. Ve tüm genellemeler gibi hiçbir veriye dayanmıyor. Ancak yazılı bir eseri okuduktan ya da görsel bir yapıtı izledikten sonra okuyucu ya da izleyicilerin yorumlarına bakınca ben de bu genellemelere saplaniyorum. Bir eserin ilgi çekiciliği ya kurguda ya da kurguyu ardıllayacak kadar iyi olan dilinde ,anlatımında. Osman romanı da ne yazık ki - tamamen öznel bir değerlendirme- kurgu açısından zayıf bir roman. Öte yandan dil açısından, kolay okunan, kolay anlaşılan akıcı bir roman. Ancak röportaj yapılan onlarca kişi var romanda. Farklı eğitim seviyelerinden, farklı çevrelerden, farklı ekonomik gelişmişlik düzeyinden, farklı cinsiyetler, ,farklı yaşlardan. Gece kulübünün valesinden, kamyoncuya, fotoğraf sanatçısından, yayınevi sahibine kadar. Ne yazık ki, röportaj başlıklarını okumasanız, roman boyu aynı kişinin konuştuğunu düşünebilirsiniz. Oysa her kişi için farklı bir konuşma üslubu, bazen yöresel konuşma tarzlarına yakın bir dil seçilebilirdi. Çünkü yazar konuştuğu kişinin dilinden olayları naklederek anlatmıyordu. Doğrudan kişiler anlatıyordu ve hepsi çok güzel İstanbul Türkçesi kullanıyor. Gerçekçiliği yeğleyen bir yazar olan Ayfer Tunç'un bu duruma dikkat edeceğini düşüyorum. Osman romanı benim bu tüm eleştirilerime rağmen iyi roman okurunun ilgisini hakeden bir roman.
Son söz mü? Elif haklı. Osman'ı tanımak için Kapak Kızı ve Yeşil Peri Gecesini önden okumak daha doğru. Osman'ın hayatını kaydıran Şebnem'i bilmeden bu romandaki gerilimi anlamak ve Osman'ın sonunu anlamlandırmak zor. O yüzden, önce Şebnem sonra Osman.