·238 syf.····Okunma: 24 Ağustos 2021 22:12 İhsan Oktay Anar’ın tarihi bilgisi ve zekasına hayran kaldığım, sayfaların nasıl geçtiği fark etmediğim, genel söyleme göre tarihi-fantastik romanı. Gerek roman içerisine yedirilen felsefik sorular gerekse 1600’lü yılların İstanbul’unu en ince ayrıntısına kadar betimlemesine yardımcı olan mekan tasvirleri ve karakterleri romanı sürükleyici bir maceradan çıkararak üzerine uzun uzun düşünülecek bir esere dönüştürüyor.
Her karakterin ana karakter gibi işlenmesi de Anar’ın ne kadar titizlikle bu romanı yazdığını gösteriyor. Kitaba yazılan önsöz gibi ben de onun kaç bin tarih kitabı okuduğunu merak ettim. Seçtiği kelimeleri araştıra araştıra ufak bir Osmanlı tarihi turu yaptığımı söyleyebilirim. Kitabın sonunda kendisine yaptığı ‘308 yıl sonra İzmir’de oturan mahzun ve şaşkın adam’ atıf, kitabın başından beri sorgulanan gerçeklik ve düş konusuna son noktayı koyuyor.
Son olarak, Hanın bekçisini okur yerine kullanarak bizleri karanlıkla yalnız bırakıyor Anar.