Kadınlar Ülkesi sanırım nasıl hissedeceğimden emin olamadığım kitaplardan biri oldu. Yazıldığı dönem için içerik olarak sıyrılan ütopyalardan biri (bu da sanırım yazar ve kitap ile ilgili tıpkı modern feminizmdeki yeri gibi tartışmalı bir konu) şeklinde değerlendirirsek bana kalırsa fena değildi. Ancak verilmek istenen mesaj çok uzun süre boyunca, çok büyük vurgularla tekrarlanıyor gibi geldi ve bu da pek hoşuma gitmedi. Karakterler hemen hemen hiçbir değişime uğramadı bu süreç esnasında. Hepsi ayrı noktalarda duran bu üç erkek, kendi alanlarının dışına hemen hemen hiç çıkmadılar. Ancak yine bu üç karakterin toplumun kadına bakış açısını ve bu bakış açıları arasındaki farklılıkları günümüz için bile iyi yansıttığına inanıyorum. (Bu tarz bir amacı olup olmadığından emin değilim ancak ben okurken bu bağlamda düşününce daha çok keyif aldım) Yoğun bir dönemimde okumuş olduğumdan çok fazla yan okuma yapma şansım olmadı. Belki de o yüzden içerik ile belli konuları pek oturtamadım. Okunabilecek daha iyileri olduğuna inanmakla birlikte yorulmadan okuyabileceğiniz bir kitap arıyorsanız listenize ekleyebileceğinizi düşünüyorum.