4/10
·372 syf.··
2021 9. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 26 Ağustos 2021 12:47
Açık konuşmak gerekirse okuduğum en sıkıcı kitaplardan biriydi ama aynı zamanda da en çok okurken üzerine düşündüğüm kitaplardan biri oldu. Neredeyse her satırını okurken yazılan şey hakkında düşündüm, bu söylediğinde haklı mı haksız mı, haklıysa neden haklı değilse neden değil diye. İlk başlarda fark edememiştim, yazılanlar mantığıma uyuyor gibi gelmişti fakat ilerledikçe birçok yerde kitaptaki görüşleri desteklrmediğimi gördüm. Örneğin ; şairlerin çok büyük bir çoğunluğu yararsız ve çoğu yazdığı şey yasaklanmalı, bunun yerine devletin başındakilerin belirlediği şeyleri belirledikleri şekilde anlatan şiirlerin okutulmasına izin verilmeli deniliyordu. Bu da bana Cesur Yeni Dünya ve 1984 teki Shakespeare in şiirlerinin yasaklanmasını hatırlattı. Kitabı okudukça birçok yönden 1984 e ne kadar benzer bir düzenden bahsedildiğini gördüm ve anladım ki burada övülen asıl devlet düzeni totaliter devlet düzeniydi. Bir devletin ayakta kalabilmesi için önemli olan tek şey topluluğun düzeniydi. Bireyin özgürlüğü çok fazla kısıtlanıyordu ve bireyin değil toplumun mutluluğu önemliydi bu kitaba göre. Her şey bunun üzerine kuruluydu, kanunlar buna göre düzenleniyordu. Eğer savaşta kendi devletlerinden birisi esir alınırsa orada bırakılmasını söylüyordu. Bireylerin hepsi devlet için çalışacak ama devlet birey için hiçbir fedakarlıkta bulunmamalı yani, devletin devamlılığı için. Eğer esir alınan kişiyi birisi kendi isteğiyle gidip kurtabilirse istediği kadınlarla birlikte olabiliyordu. Kadınları da tamamen kullanabilecekleri birer eşya olarak görüyorlardı yani. Ne olursa olsun erkeklerin her işi kadınlardan daha iyi yaptıklarını fakat aynı işi yapabilecek eşitliklerinin de olduğunu söylüyorlardı. Bu anlayışı da hiç mi hiç doğru bulmuyorum. Ayrıca aile kavramı ortadan kaldırılmak isteniyordu. Kadınlar ve erkekler sadece belli yaşlarda çocuk sahibi olabiliyor yoksa devlet hiçbir şekilde doğan bebek için yardım etmiyordu. Doğan çocukları devletin belirlediği bakıcılar bakıyor, ana babasından ayırıyorlardı. Kız bebek annesini, oğlan bebek de babasını tanımıyordu. Ayrıca kimsenin kendine ait malı mülkü yoktu, her şey devletin ortak malıydı. Ve bakıcıların baktığı bebekler tamamen devletin karar verdiği kaynaklarla, yöntemlerle yetiştiriliyordu. Böyle bir sistemin içinde yaşadığınızı düşünsenize! Kendinize ait hiçbir şeyiniz yok, aileniz yok. Tamamen devlet için yaşamanız gerekiyor ve bunun işin küçüklüğünüzden beri adeta beyniniz yıkanıyor. Özgürlüğünüz o kadar kısıtlanıyor ki ! Bence önce birey sonra toplumdur önemli olan. Ayrıca demokrasinin de insana sınırsız özgürlük vereceğini bunun da toplumu zorba bir sisteme sürükleyeceği söyleniyor. Halbuki anlattıkları düzen zaten zorbalık, fakat bunu halkı uyutarak, beynini yıkayarak fark ettirmemiş oluyorlar. Demokrasinin insana sınırsız özgürlük verdiğini düşünmüyorum ama temel kurallar dışında insanın serbest bırakılması, istediği hayatı yaşamasına izin verilmesini doğru buluyorum. Eğer bu temel kurallar da yıkılırsa o zaman dedikleri doğru, ancak bu düşünceye katılabilirim. Bu kitap sayesinde totaliter bir devlet kurmak isteyenlerin sebeplerini, olayın mantığını anlamış oldum. Önceden de totaliter düzeni desteklemiyordum fakat bunu okuyunca bilinçli olarak desteklememeye başladım. Bu kitabın bana kazandırdığı enn güzel şey de bu oldu. Ne kadar sıkıcı olsa da bilgilenmemi, bilinçlenmemi sağladığı için bu kitabı okuduğuma hiç pişman değilim.
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,9bin okunma
·
159 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.