“İnsan insana nasıl bu kadar acımasız olur, bu kadar nefret duyar?”
Merhabalar! Ağustos ayınının son demlerindeyken, #cengizaytmatovla1sene okuma grubumuz vasıtasıyla okuduğum “Cengiz Han’a Küsen Bulut” kitabının yorumuyla karşınızdayım. Aytmatov’un bu romanı, ancak Sovyet Rusya’nın dağılmasından sonra yayınlanabilmiş Stalinizm ve totaliterliğin güçlü bir eleştirisi… Devam niteliğinde bir kitap olduğu için öncelikle “Gün Olur Asra Bedel” kitabını okumanızı öneririm.
Cengiz Han’a Küsen Bulut romanının asıl vakası, “Gün Olur Asra Bedel”in kahramanlarından biri olan eski savaş esiri, öğretmen Abutalip Kuttubayev’in masalları ve efsaneleri derleyerek iktidarı kötülemek, Yugoslav-İngilizler ile işbirliği yapmak suçlamasıyla tutuklanmasıdır. Onu tutuklayan Tansıkbayev’in gerçek amacı ise, bu hayali dava sayesinde terfi etmek ve terfi eden diğer arkadaşlarının mensup olduğu küçük burjuvazi sınıfına dahil olmaktır. Kuttubayev’i suçlayan askerî savcı, en önemli delil olarak onun, Cengiz Han’la ilgili bir efsaneyi kaleme almış olmasını gösterir. Efsane; Cengiz Han döneminde, birbirlerini seven insanların ülkenin devamının bedeli olarak nasıl feda edildiklerini anlatmaktadır. Burada Cengiz Han portresi, yazar tarafından, ondan yüzyıllar sonra ortaya çıkan Stalin’le karşılaştırılması amacıyla verilmiştir. Arada yüzyıllarca fark olsa da zalimler ve onların yaptığı zulümler halen devam etmektedir...
Anlatan Aytmatov olunca, masal ve efsaneler aracılığıyla geçmişimizi, günümüzü ve hatta geleceğimizi apaçık görebiliyoruz. Totalitarizmin ve mutlak güç talebinin nihai sonucunu ve yarattığı emsalsiz tahribatı anlatmaktan öte, her sonun bir başlangıç olduğunu da son derece edebi ve estetik bir biçimde ifade etmiş yazar bu romanında. Kitabı okurken çok hüzünlendim, hele sonunda kalbimin kırıldığını hissettim. Abutalip’in gerçek akıbeti beni dumura uğrattı. Bir kez daha anladım ki: “Güç yozlaştırır, mutlak güç mutlaka yozlaştırır!”
Okuyun, okutun. Başka bir Aytmatov eseriyle görüşmek dileğiyle, kitapla kalın.