"Bilirsin, insanlar İtalya'ya pek çok neden için gelir ama burada kaldıkları zaman, hep aynı iki şey için kalırlar."
"Nedir o?"
"Aşk ve İtalyan dondurması."
Penceremden dışarı baktım ve gözlerimden dökülmeye çalışan gözyaşlarımı tutmaya karar verdim. Sadece İtalyan dondurması yetmezdi. Ben aşkı da istiyordum.
Kalkın millet İtalya'ya gidiyoruz.. canım bol dondurmalı ve guzel manzaralı tatil çekti.
Lina, annesinin ölümünden sonra yaz tatilini geçirmek için babasının yanına Toskana'ya taşınıyor. Ama tek istediği şey geri dönmek. Çünkü babasını ilk kez görüyor ve bir yabancının yanında kalmak istemiyor. Neden babası hakkında annesinin hiçbir şey söylemediğini merak ediyor ve annesinin günlüğünü okumaya başlıyor. Bu arada hem annesinin aşkına şahit oluyor, hem de ilk aşkı tadiyor.
Lina, arkadasi Ren ile birlikte bazı sırların peşinden giderken biz de bolca İtalya manzarası, sanatı, pastaneleri hakkında bilgi edinmiş oluyoruz.
Dogruyu söylemek gerekirse başta duragan gelmişti ama Lina ve Ren'in arkadaşlıktan aska dönüşen ilişkileri ve maceraları sayfalar ilerledikçe daha çok merak uyandırdı. Severek okuduğum, tatile gitmişim hissi uyandıran bir kitap oldu. Kitabin cilt ve şömiz baskılarına da bayıldım. İyiki kutulu set almışım