Puan vermedi·125 syf.··Beğendi
· Bu zamana kadar hiçbir kitabı sert bir dille okumamıştım. Okuduğum kitapların hiçbiri böyle sert değildi sanırım. Kitabı içimden de okusam sanki karşımdakiyle sürekli bir kavga halindeyim, sesim sert, kelimelerin üstüne basa basa ve hatta bağıra bağıra konuşuyorum. Hele bir de sesli okurken görseniz, sanırsınız ki ben birini fena halde azarlıyorum.
Azarlamayı kitap yapıyor ama bana mı yapıyor yoksa kitapta bir karakter anlatılıyor da onu mu azarlıyor, bilemedim. Sonradan anladım: Azarladığı kişi biziz aslında. Hepimiziz. Kendini büyük zanneden küçük adamlar. Kim bu küçük adamlar? Küçük işler yapmalarına rağmen yaptıklarını gereksiz biçimde abartanlar, yani yaptıkları küçük işleri büyük göstererek gereksiz yere övünenler. Yaptıkları işlerle başkalarını kandıranlar ve kandırılanların kendisi. Kendini yüceltirken başkalarını hor görenler. kendini en yüce, en bilge, kahraman ilan edenler. Haksızlık yapanlar ve haksızlıklara susanlar, kendilerinden yüksekteki diğer küçük insanların sözleriyle hareket edenler, kendi düşünceleri olmayan, kendi akıllarıyla hareket edemeyenler... Bunlar gibi daha birçok özellik eklenebilir bu satırlara. Ama siz demek isteneni gayet iyi anlamışsınızdır.
Bu küçük insanlar çevremizde yaşıyorlar. Baktığımız her yerde varlar. Hatta belki de benim? Bunu okuyan kişi, belki de sensin? Dur, kızma hemen. Sorgula sadece. Çünkü kitap sana aynen bunu sorgulatıyor. "Acaba ben de bu küçük adamlardan biri miyim?" diyorsun içinden, ne kadar bunu kendine yediremesen de. Bunu aklına düşüren şey ne? Bahsedilen özelliklerden bazıları sende var gibi mi görünüyor? Belki de budur seni rahatsız eden. Daha şimdiden rahatsız oldun biliyorum. Ama bir şeyler seni rahatsız etmiyorsa bu bir sorun olmalı. Bir şeylerden rahatsızsan orayı bir kurcala derim, belki de rahatsız olduğun şey sana aittir.