“Başkalarını düşün: kahvaltını hazırlarken düşün başkalarını. Güvercinlere yem vermeyi unutma. Başkalarını düşün savaşırken, barış isteyen ötekileri. Su faturanı öderken, düşün sadece bulutlardan su içenleri. Eve giderken, kendi evine, çadırda yaşayanları düşün. Uyurken ve gezegenleri sayarken baş koyacak bir yastığı olmayanları… İmgelerle özgürleşirken sen, konuşma hakkı gasp edilenleri düşün. Ve uzaktaki ötekini düşünürken kendini düşün ve de ki: keşke bir mum olabilsem şu karanlıkta"
Mahmud Derviş
Okuduğum bu kitap tam anlamıyla bu şiirin kitaplaşmış hâlidir.
Bir yere, bir değere ait olmanın gereği ya da zorunluluğu; ötekileri yok saymaktan, ezmekten geçmez. Vicdani, insanî ve kültürel özgünlük ve özgürlük, farklı kültürlerin varlığıyla ve sürdürülebilirliğiyle mümkündür. İnsanın kimliği, kültürü üzerine giyilen bir elbise değildir, onu var eden ruh gibidir. Daha doğmadan bedenine üflenmiştir ve onu var eden -önce insan olmak koşuluyla- mucizedir.
Başkasını yok ediyorsan, kendinde yok olmaya mahkûmsun.