8/10
·432 syf.··
2021 10. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2021 12:12
Günümüzde geçen, neredeyse herkesin yaşadığı, bağımlı toksit ilişkiyi ve bunun yıkıcı etkilerini anlatan bir kitaptı. Gerçekten yaşanmış bir hikayeye benziyordu. Çok etkilendim. Bazı yerlerde gözlerim doldu. (Aslında ağlamamak için kendimi tuttum da diyebilirim) Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Yazar favorilerim arasına girdi kesinlikle. Kitap boyunca kızla çok fazla empati kurdum. Erkeğe olan bağımlı tutkusunu anladım ve onun adına üzüldüm. ● Spoiler ● Kızın Auron'u aşabilmesini ve doğru olan erkeği (Riley'i) seçebilmesini ummuştum. Ama tabi ki yanlış olanı seçti. Keşke Auron'u seçmeseydi. Çünkü gerçekte öyle bir karakter asla değişmezdi. Neyse ki bu bir kitap ve kitaplarda her şey mümkündür. Karakter gelişimleri, iletişimleri çok yerindeydi. Çok yeterliydi. Olay örgüsü bir kaç gereksiz detay dışında gayet akıcıydı. (Cheyenne'nin hamile kalmaya çalıştığı kısımlar çok gereksizdi. Böyle bir aksiyona ne gerek vardı?) Ama bence Presley'in yaptığı en büyük hata daha en başında Auron'un olduğu yere dönmesiydi. Tabi o buna mecbur kaldı. Ama birini hayatından ve zihninden çıkarabilmek için o kişiden olabildiğince uzak kalmak gerekiyor. Ve iki sene o kadar da uzun bir zaman dilimi değil. (Çünkü kızın bağımlılığı hafife alınacak türden değil ya hu. Erkeğe yapışmış sülük gibi. Kızın ciddi psikolojik sorunları varmış resmen. O sorunları çözmeden o erkeği asla aşamazdı. En azından psikoloja falan gitseydi keşke) Kızın, hala çok âşık olmasına rağmen, kendini, erkekten uzak tutmaya çalışmasını ve bunda çok kararlı olmasını takdir ettim. Hala ondan bu kadar çok etkileniyorken bile aldığı karardan vazgeçmemesi çok iyiydi. Zaten erkeği eroin gibi görüyor, onu çok istiyor ama kendini tekrar ona kaptırırsa zarar göreceğini biliyor. Çok zor bir ikilem gerçekten. Kadının mücadelesi müthişti. Böylesine güçlü gerçek bir karakter okumak çok etkileyiciydi. Bana da çok iyi geldi. Erkeğimiz, duygularını bir türlü ifade edemediği için bunun zararını çok gördü. Ki bu da çok gerçekçiydi. Çünkü kendini ifade etmezsen sürekli yanlış anlaşılırsın. İletişimin önemini bir kez daha anlamış olduk. Erkeğin kaybetme korkusuyla tutuşması da çok tatmin ediciydi. Ama en azından çabaladı. Ne istediğini bilmeyen ıssız adamlar için bu büyük bir şeydir. Erkek karakterin ne istediğini bilmiyor oluşuna çoğu yerde gıcık oldum. Duygularından bihaber oluşu gerçekten sinir bozucuydu. Ama neyse ki kitabın ortalarından sonra erkeğe kanım ısınmaya başladı. Kızın erkeğe direnmekten vazgeçip "onu hiç sıkmıcam" diyerek hayatına alması, tekrar bağımlı olmamak için kendine hâkim olmaya çalışması takdire şayandı. Ama sorunun psikolojik yönünü tedavi etmezsen dönüp dolaşıp kendini gene erkeğe bağımlı olmuş olarak bulursun. Buradaki kadın karakterimiz güçlenmek adı altında, duygularını, asıl hissettiklerini hep bastırdı. Daha ne kadar duygularını bastırmaya devam edebicek ki? Bastırılan duygular illaki bir zaman sonra yüzeye geri çıkıyor ne yazık ki. Bastırmayıp sorunu çözmesi harika olurdu. Kitap gerçekten dolu doluydu. Karakterlerin gerçekçi olması çok hoşuma gitti. Bende kendimi kaptırdım hunharca yazdım. Buraya kadar okuyan varsa vallahi tebrik ediyorum. Naçizane görüşüm bu yöndeydi. Kitabı çok sevdim kesinlikle tavsiye ederim.
Umut MevsimiBrenda Novak · Martı Yayınları · 2020106 okunma
·
645 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.