·584 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Ağustos 2021 22:39 Ben Claudius’un devamını okumak için sabırsızlanıyordum. Bu kadar ertelediğim için pişman oldum zira bir kitaptan alınabilecek maksimum verimi aldım Tanrı Claudius’tan. Hikayemiz en son Caligula’nın öldürülmesi ile bitmişti ve Tanrı Claudius, Claudius’un imparator ilan edilmesi ile başlıyor. Aslında Cumhuriyet’i savunan Claudius hiçbir zaman imparator olmak istememişti. Ama başka da çaresi yoktu.
Yazar öncelikle Herodes Agrippa’nın kim olduğunu anlatarak kitaba başlamış. Zaten kitaptaki öncü karakterlerden bir tanesi. Çok karmaşık bir zihni var ve bu sayede çok hızlı bir şekilde önemli bir pozisyona geliyor. Diğer bir öncü karakter ise Messalina. Claudius’un eşi olan bu kadının kişiliği okuyucuyu hayrete düşürüyor. Bir kadının arzuları uğruna neler yapabileceğini okuyorsunuz.
Ben daha önce yaptığım Roma tarihi okumalarından ve daha da ilgi duyduğum Stoa felsefesi hakkındaki araştırmalarımdan Seneca’ya aşinaydım. Claudius’un pek hazzetmediği Seneca bu hikayedeki en çarpıcı karakterlerden bir tanesi. Hem Claudius’u hem Seneca’yı farklı kaynaklardan da bildiğim ve ikisini de sevdiğim için bu ilişkide ben de hırpalandım. Seneca, Claudius tarafından sürgüne gönderiliyor ve orada felsefesini geliştiriyor.
Ve kitabın en odak noktalarından bir tanesi Britanya zaferi. Claudius askeri kaygıları olmayan bir imparator olmasına rağmen Britanya’yı ele geçirmek için elinde yeterli sebepleri var. Çıktığı tek askeri seferdi bu.
Claudius aslında başarılı denilebilecek bir hükümdarlık geçiriyor. Mühendislik projeleri, alfabe reformu, tek askeri zaferi… Ama hükümdarlığının son zamanlarında Messalina’nın ona yaptıkları ve artık cumhuriyete olan inancı kalmamasından dolayı psikolojik olarak çok yoruluyor. Artık kendi öz yeğeni Agripinilla ile evli ve bu kadın en az Livia kadar güç düşkünü. Neron’u evlat edinmesinden sonraki inançsızlığı ve çökmüşlüğü satırlardan hissedebiliyorsunuz. Kendi öz oğlunu imparatorluk virüsünden korumak istemesine rağmen elinden bir şey gelmeyişi ve sonrasında yaşadığı çaresizlik onu bitirdi. Sonrasında hayata gözlerini yumdu.
Ölümünün ardından resmen ilahlaştırıldı.
Ölümünden sonra başa geçen Neron ise zalim imparatorlardan bir tanesidir.
Bu kitaptaki olay örgüsü diğer kitaba kıyasla daha akıcı çünkü diyaloglara daha az yer vererek tarihi aktarıyor. Objektif olarak yazıldığını düşünmüyorum ancak olaylardan çıkarımları yapmak ise okuyucuya göre değişir. Her şeye rağmen oldukça verimli olduğunu düşündüğüm bir okuma oldu.