Gönderi

Zengin Değil, Paralı
Puan vermedi·240 syf.··
2020 4. kitabı
“Zengin değil, paralı” Yusuf Atılgan’ın kült eseri Aylak Adam’ı Bay C.’nin kendini tanımlama biçimi. Varoluş sancıları ile dolu çağdaşı Albert Camus’un “Yabancı” eseri ile bir çok ortak noktası bulunurken bir o kadar da ondan müstesna. Zengin değil çünkü ontolojik açıdan aradığını bulabilmiş ve ona kanabilmiş değil. “Zenginlik” kavramını da felsefi açıdan tartışmaya açıyor. Zengin değil Bay C., sadece çok parası var. Yabancı’nın Mersault’u ise bir arayışta değil. Zamanın ve mekanın akışında tamamen edilgen ve ölümün olduğu yerde her şeyin eşit olduğunu düşünen bir karakter. Ortak yönleri için de varoluş problemlerinin üstüne her iki romanda Freudyen etkileri görebilmeyi belirterek “Yabancı” romanına burada veda edebiliriz. Roman’ın kült olmasındaki en büyük etken, konu aldığı meselelerin zamanı için çok öncü ama bugün için de bir o kadar geçerli olmasında yatıyor. Çok entelektüel biri Bay C. Toplumun dayatmalarının, içine sıkıştırılmak istenen çerçevenin çok dışında. Ve mutsuz ve yalnız olmayı göze alarak da bu çerçevenin içine girmeyi reddediyor. Peki aradığı ne? Cevabı belki şu cümlelerde; +++ -Ya içmediğin zamanlar? -O zaman ararım. -Hep arayacaksın sen. Ya resim, ya kitap… -Tutamak sorunu. İnsanın bir tutamağı olmalı. -Anlamadım. -Tutamak sorunu dedim. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutanacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez. Kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutunan bir adam tanıdım. Öküzleri besiliydi, pırıl pırıldı. Herkesin, “ -Veli ağanın öküzleri gibi öküz yoktur,” demesini isterdi. Daha gülünçleri de vardır. Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimiz, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın! +++ Aradığı bu sevgide de yine alışageldiğimiz kalıplarda bir kızı sevip onunla aile kurmak yok. Alışmalar, yerleşmeler kahramanımıza göre değil. Bu kalıba girdiği an nefes alamayacağını biliyor. Bunun içindir ki çok sevmesine rağmen Ayşe ile devam edemiyor. Ayşe’nin akıbetini de soru işaretleri ile kitabın sonunda acaba mı diye okuyor olmamız büyük bir ustalık göstergesi diyerek de buraya ayrı bir dipnot düşmek isterim. Alışma dedik. Kitapta geçen şu cümleler her şeyi açıklıyor; +++ Buraya her gelişinde adamın işinden atılmamış olmasına şaşardı. Atılsın, yerine sulu, yılışık, gerçek bir garson gelsin de Güler’le hep bu masada buluşmasınlar istiyordu. Alışmaktan korkuyordu. Böyle giderse bu masa sevgilerinin kutsal yeri olacaktı. Bir yerleri olması kötüydü. Sonra insan kendinin değil, o yerin isteğine uygun yaşamaya başlardı. +++ Farklı biri Bay C., farklılıkların, hiç bakılmayan, merak edilmeyen şeylerin peşinde; +++ Adam gitti, duvardaki deliğe seslendi. Stadyum gişelerindeki delikler gibi. Kimler vardı orada acaba? Bir kadın mı? Önlüğü ellerinde kirli bir oğlan mı? Bütün gece ne yaparlar? “Ne de meraklıyım!” +++ Sorgulayıcı ; +++ Bence insanın adı onunla en az ilgili olan yanıdır. Doğar doğmaz, o bilmeden başkaları veriyor. Ama yapışıp kalıyor ona. Onsuz olamıyor. +++ Karakter ne kadar aykırı, ne kadar başı buyruk biri ise yazarın yazı üslubu da bir o kadar paralel. Anlaşılması zor ve anlaşılmayı da beklemiyor. Ayşe mi konuşuyor, Bay C. mi düşünüyor yoksa Güler’in hatıraları mı okuduklarımız? Kendine özgü, sade ama bir o kadar da karmaşık cümleler ve tanımlamalar. Ama bir o kadar da estetik; +++ On gündür beş kere bu büyük, çok masalı, kişiliksiz pastanede buluşmuşlar; hep vaktinden önce gelmişti. +++ Bu değerli roman üzerine çok daha uzun yazılar yazılır, yorumlar yapılır, cevaplar aranır. Mesela neden B., neden C.? Okunması kolay olmamak ile birlikte Türk Edebiyatı’nın çok önemli eserlerinden biri.9 yıl sonra ikinci defa okudum. Her 10 yıllık zaman diliminde tekrar dönülüp bakılacak zamansız, kült ve kıymeti her geçen gün daha da artan bir yapıt. Okuyun, okutturun. Not: Kitabın üzerine düşünenler için Çetin Altan’dan şu yazıyı okumalarını tavsiye edebilirim. milliyet.com.tr/yazarlar/cetin-...
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
·
135 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.