Öyle çok alışmışız ki sahte sözlere, dostluklara, ilişkilere meğer insan gerçekten yalnız kalana kadar farkedemiyormus hepsinin sahte olduğunu. Ne ara bu kadar normallesti çıkar dolu ilişkiler? Ne ara bu kadar yalnız kaldık her birimiz kendi içimizde? Ben dahil birçoğumuz zaman zaman sırf yalnız kalmamak için aslında hayatımızda istemediğimiz ya da gerçekten sevmediğimiz kişileri hayatımızda tutuyoruz. Belki de buna mecbur hissediyoruzdur kendimizi. Çünkü 'yalnızlığı seviyorum' diyenimiz bile içinde bir yerlerde yalnızlıktan, yalnız kalmaktan çok korkuyor. Yalnızlık sadece biz onu seçtiğimiz zaman güzeldir, bazen insanın kendisi ile başbaşa kalması gerekir. Aksine yalnızlığa itilmek, yalnız bırakılmak ise dehşet verir insana. Olmek bile daha az korkutucu gelir o vakit kişiye.
Madam de Prie, yalnızlığı kendisi seçmedi. Ansızın kendisini yalnızlığın ortasında buldu. Sahte de olsa insanlar onun hayatıydı, yaşama sebebiydi onca insan kalabalığı. Okurken hiç yabancılık çekmedim Madam de Prie'e karşı. Sanki hep tanıyormuşum gibi geldi, hayatımın büyük bölümünde hayatımda o da varmış gibi. Eminim birçoğunuz da kendine çok yakın bulmuştur Madam de Prie'yi. Çünkü gercekten yalnızlıktan ölesiye korkan bir insan, yalnızlığa itildiginde Madam de Prie'ye dönüşmesi kaçınılmazdır.