·312 syf.··Beğendi
···Okunma: 09 Eylül 2021 15:29 Okurken sonunu tahmin edemediğimiz kitapları, içerisinde kendi olay örgüsünü barındıran bu tarz kitapları çok sevdiğimi bir kez daha fark ederek söylüyorum; çerezlik kitaplar ayrı güzel, ama bu tarz kitapların yeri bende çok başka! Sevgili Taş Kalbim (Adriana Trigiani) adlı kitabımdan sonra, bir başka sonunu tahmin edemediğim ama kendi olayları içerisinde kaybolurken mutluluk duyduğum bir hikaye idi... :)
Yolunu Kaybeden Anıların Bekçisi, iki ana karakterin başından geçen olaylar onların hayatına girip çıkan karakterler çevresinde gerçekleşiyor gibi görünse de, birden çok karakterin de hikayesini okuduğumuz bir hikaye idi. Üstelik başlarda hikaye dediğimiz birçok anlamda mistik olaylara da büründü. Bu baştan itibaren olsa hoşuma gitmezdi belki ama hikayenin ana hattının böyle bir güzelliğe bürünmesi beni sonradan çok mutlu etti...
Kitapta Anthony adındaki bir yazarımızın, eşini kaybettikten sonra bir yerlerde bulduğu eşyaları biriktirme tutkusunun ortaya çıkması anlatılıyor önce. Bu hatıra niteliğindeki eşyaları öldükten sonra miras yoluyla eviyle beraber yardımcısına bırakmasıyla da esas hikaye başlıyor. Anthony Laura'dan evi yaşatmasını ve de eşyaların her birinin sahiplerine iletilmesini istiyor. Bu zor görevi yanında çalışırken ikinci bir hayat bulduğu evde gerçekleştirmeyi kabul eden Laura, arkadaş edinerek başkalarının kalp kırgınlığını nasıl geçireceğini bilemezken hayatı çok başka şekillerde değişip gelişiyor.
Güzel bir hikaye idi, okurken pamuk gibi oluyor insan dedikleri cinsten. Ben kitap içerisinde eşyalar üzerinden anlatılan, başta kurgu sandığım olayları çok sevdim. Kitapta o yan biraz sizin düşüncenize bırakılmış gibi, orayı anlatanlar kimdi o eski anıları gören kimdi siz düşünün dercesine Benim için Laura'nın genç kız arkadaşı Sunshine idi. Okuyup siz de fikrinizi oluşturmak isteyebilirsiniz, öyle güzel öyle kendi halinde bir hikaye idi ki, gerçek yaşamı uyku öncesinde unutturdu. Yazarın kalemine sağlık... :)