Ruhi Mücerret 100 yaşına gelmiş bir kurtuluş savaşı askeridir.
Cephede savaşanlardan hayatta kalan da tek kişidir.
Kitabın henüz başlarında gençlik, yaşlılık , yaşamak ve hayat ile ilgili aklınıza gelmeyecek detaylarla verilmiş çok keyifli alıntılar ve bölümler var.
Bir de Ruhi amcanın yolu orta yaşlarda (Ruhi Mücerrete göre genç kalsa da ) Civan Kazanova ve onun hasta yeğeni Ozan ile kesişir ki, bizi "büyük adam küçük aşk" filmi tadında bir hikaye bekliyor diye tahmin etmiştim.
İlk bölüm, Ruhi Mücerret in ağzından aktarılıyor ve hangi birini not alacağınızı şaşıracağınız muhteşem cümleler ile anlatılıyor.
"Benim yaşımdakiler için her bir öksürük, cenaze arabasının kornası gibidir" ya da "32 ayağı eksik bir kırkayak gibi eve yürüyordum" şeklinde , okudukça sesli güleceğim cümlelerde çok eğlendim.
Bir de kendi mezar taşına yazdırmayı düşündüğü cümleler de bir o kadar çok yaratıcı, komik bazen de düşündürücü idi.
"Sizi ayakta karşılayamadığım için kusura bakmayın" ya da "Nutella nın tadını hala unutmadım" ya da "Yaşamak bir ayrıcalıktı" gibi
2.bölüm ise Civan Kazanova dilinden aktarılmış.
Fight Clup tadında başlayan bu bölüm başlar başlamaz roman birden polisiye bir hikayeye evriliyor.
Bu bölümde de Civan ın hayatına giren kadınları anlatması yine yazarın şov yaptığı kısımlardı.
"Onunlayken başrolde kadınların olduğu bir karate filminde figüran gibiydim" ya da "Sinemada önüme başı kesik bir adam oturmuş gibi şanslıydım.
Bi de " kainat güzeli seçilmediyse adaylığını koymadığındandır"
Aklımda tutmak istediğim sayısız cümlelerden birkaçı.
Civan ın Serpil Silahlıperi ye duyduğu hislerin yazıldığı kısımlar biraz "Günlerin Köpüğü" ndeki doğa üstü betimlemelere benziyor.
Biraz doğaüstü, absürd çizgi roman tadında polisiye kısımları roman sonuna kadar devam ediyor. Yine o etkileyici cümleleri ile tabii (Kalbim çamaşır makinesinde çırpınan bir güvercin gibiydi) Masum CİCİ nin sahneye çıkması ile bu zamanki dünyanın sevgisizliği, insanların yalnızlaşması, zamane ilişkiler ve zamane kötülük kavramları da yan önermeler şeklinde roman sonuna doğru karşımıza çıkıyor.
Romandaki kahraman isimleri de çok keyifli , yaratıcı.
Kendi içinde akustiği olan isimler.
Özellikle Serpil Silahlıperi, Timur Tümör, Masum Cici, Figen Negatif, Fujer Fuji, Avni Vav ve tabii ki Hakkı L. Berfin (Huckel bery finn) aklımda kalan isimler.
Murat Menteş in şiir de yazdığının bir kanıtı bu kahraman isimleri bence.
Romanın ana kurgusunda olan kimi karakterlerin reklam içeren cümleleri okumak da ayrıca zevkliydi.
Tabi buranın da zirve sahnesi 19 mayıs kutlamalarındaki Ruhi Mücerret in konuşmasıydı.
"Kaderinizi çizerken cetvel kullanamazsınız ama BMW kullanabilirsiniz. Bin yaşa BMW" ve "Viagra nın yan etkileri abartılıyor" cümlelerine hala gülüyorum.
Yukarıda Bir çok yerde de kullandığım gibi çok "keyifli" bir roman. Bir çizgi roman edasıyla yazıldığından dolayı absürd olayların hiç biri göze batmıyor.
Eleştiri olarak tek noktam şudur ki kimi zaman konudan uzaklaşıp bu iç seslere ,detaylandırma ve betimlemelere çok uzun bazen sayfalarca yer verilmesini sayabilirim.
Hani o süper cümleleri kovalamaktan yoruluyor insan, bir yerden sonra o cevher gibi cümleler sıradanlaşmaya başlıyor.
Kitapta romana eşlik eden şarkılardan da bir play list çıkabilir. Kitapta Emrah Serbest in bir kitabına bir gönderme ve Menteş in kendi kitabı "Korkma Ben varım" a da bir gönderme vardı.
Hangi kitabı olur bilmem ancak Bir sonraki Murat Menteş kitabını çok merak ediyorum.
Ve yine harika bir cümle ile bitiriyorum.
..Sanki telefonun icadından beri onun aramasını bekliyordum