Romeo ve Juliet yerine biraz da bu çifti konuşalım. Belki de aşkları mutlu sonla bittiği için bu kadar konuşulmadı. Hâlbuki aşkı baskılayan şey insanın gururuydu. Eserde sosyal sınıf çatışması bütün olaylara sirayet etmiştir. Giyim kuşama, konuşma tarzına, eğlence anlayışına, isimlerin hitap edilme şekillerinde bile sosyal sınıf farkı vardır. Bay ve Bayan Bennet çifti alt seviyede bir aile yaşantısına sahiptir. Beş kızları vardır. Bayan Bennet'in tek amacı kızlarını zengin birileriyle evlendirip üst seviyede bir hayat sürmektir. Bunun aksine Bay Bennet onların sadece mutlu olmasını ister. Bu aile yapısının zıt yönünde ise Mr. Darcy ve onun ailesi yer alır. Mal-mülk sahibi olan zengin kesimi sembolize etmektedirler. Eserde Darcy ailesine mensup olan kadın karakterlerin isimleri ‘lady’ olarak geçer. İnsanların paranın gücüyle itibarlaşması, her dönemde var olan sosyolojik bir sorundur. Klasiklerin belki de bu denli klasikleşme sebebi, yüzyıllar geçse de insanların ortak problemlerine vurgu yapmasıdır. Eserde gururu ve duruşuyla en çok ön plana çıkan karakter Elizabeth'dir. Onun bilgece tavırları, dik duruşu, deli gibi aşık olmasına rağmen kendinden ödün vermeyen tavırları Mr. Darcy'i oldukça etkilemiştir. Öyle ki her şeye surat aşan, huysuz bir yapıya sahip olan ve sevmenin nasıl bir şey olduğunu bilemeyen Darcy, Elizabeth sayesinde aşkı öğrenmiştir. Gerçekten sevilmeye değer bir kadının sevgisini kazanabilmek için daha başka erdemlere sahip olmak gerekiyordu. Bana kalırsa sosyal statü bir insanı sevmek için bir kriter değildi. Kibirli bir adamın, gururlu bir kızla verdiği savaşta aşk kazandı. Çünkü aşk öğretendi. Beni en çok etkileyen kısım Darcy'nin Elizabeth'i sevdiğini söylediği andı. Fikrimce sevmek öyle alelade bir şey değildir. Birine ‘seni seviyorum’ demek gerçekten seven için çok zor bir cümledir. Darcy de diyor ya “Ama ağzınızdan çıkacak tek bir kelime beni ebediyen susturur.” diye. O korku.. Sevdiğini söylediğin anda alacağın cevap.. Elizabeth Darcy'nin ruhunu büyülemişti. Ruh sadece özgür hissettiği yerlere giderdi. Bu aynı denize aşık olmamız gibi. Huzurlu hissetmemiz gibi bir şeydi. Ruhumuz denizini bulduğunda üzerinde sonsuz bir özgürlük hissederdi. Aşk her ikisini de dize getirdi.