·56 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Eylül 2021 00:54 Stefan Zweig'ın, Madam De Prie'nin merkezinde onun psikolojik sanrılarını ve yaşadıklarını toplumda var olma çabasını anlatan hikayesi. Yine kendi tarzı olan anlatım biçiminde bizi o dönem içerisindeki atmosfere sokup karakterin iç dünyasıyla baş başa bırakmakta.
Ayrıca toplumdaki hiyerarşik yapı içerisinde güçlü olanın pohpohlanma ihtiyacı ve güçsüz olanı gerek mobbing, gerekse psikolojik baskı yöntemleriyle ezip bir çeşit tatmin duygusu yaşama isteği de vurgulanmış. Bunu günümüzde de bir çok insan statüsünü kullanıp yapmaya çalışmaktadır. Bunun yumuşak anlamda yapılanı aslında sosyal medyada insanların hep güçlü, zengin; mutlu olmaya çalışmaları ve bunu diğer insanlara göstererek bir çeşit tatmin duygusu (buna onaylanma ve beğenilme duygusunu da ekleyebiliriz) yaşamaya çalışmalarıdır.
Aslında dönemler değişse de insanların davranışları icat edilen mecralara göre değişmektedir. O dönem için bu düzenlenen geceler ve partilerde statü göstermekse bu dönemde bunun karşılığı gittiği yerleri, içtiklerini, yediklerini sosyal medyada paylaşıp bakın ben yaşıyorum (!) dedirtmektir.
Aslında kitaplar eskimez yazılanlar güncelliğini kaybetmez. Sadece okuyan kişi onu kendi dönemine göre yorumlaması gerekir. Zira maya aynı maya dürtülerimiz aynı dürtülerdir.
Son olarak okunması gereken kitaplar arasında olduğunu düşündüğüm bu hikayeyi herkesin okumasını tavsiye ederim.