Hayatın ortasında bir yerde belki de korku tünelindesiniz. İçerisi zifiri karanlık. O da ne Hayalet... Yok canım değildir. Hayaletin korku tünelinde ne işi olur? O olsa olsa tüneldeki bir maskedir. Karanlığa gözler alışmışken çığlıkları duyuyorsunuz. Etrafa bakıyorsunuz. Soldan sağa yüzen beyaz bir ışık hüzmesiyle karanlık yarılıyor. Koyu bir sıvı da yanaklarından süzülüyor. Kan mı bu? Kanlı gelini işte tam o zaman görüyorsunuz. Gelin ise size korkunç yüzünü yaklaştırıyor. Dehşet içinde olduğunuz yerde kalıyorsunuz. Ve birden bire gözleriniz açılıyor. İpek Sinemasındasınız. Hemde "Mavi Mavi " filmini izliyorsunuz. " Türk Sineması'nın Gururu! Mavi Mavi! " Her güzel şey gibi filmin sonuna geliyorsunuz. Gözlerinizi kapatıyorsunuz. Kara bulutun ardındaki rüzgârda gelinlik misali sürüklenen ak bulutlar... Kanlı Gelin bulut olmuş üzerinize yağıyor. Tam kaçarken Büyükbaba Paradoksu'na tutuluyorsunuz. Sonra sizi Schrödınger'in Kedisi karşılıyor. Ve sonra... Sonrası mı ? Kitapta canım kitapta okuyun.
Kitabın kesinlikle farklı bir ambiyansı var. İnsana "Yahu ben ne okudum?" dedirtiyor.
Korku deseniz değil. Polisiye deseniz hiç değil. Acaba bilim kurgu mu? Fantastik ögelerle ve fizik kuramları ile harmanlanmış. Yani ne ararsanız var. Birçok türe hitap ettiği için çoğu okuyucuyu etkileyeceğine inanıyorum. Kitabın absürt yönü baskın gibi dururken insanı hüzünlendiren bir yönü de var. Ben iki kere okudum. İkisinde de çok keyif alarak okudum. Defalarca da okuyup kafamda filmleştirmeye niyetliyim. Okumanızı tavsiye ederim. Çünkü böyle eşsiz kalemlere çok sık rastlayamıyoruz.