On üç tonluk suya denk gelen bir birikme. Kulleteyn.
Neredeyse her türlü pisliği barındıran bu su birikintisinde alınan abdestler, yıkanmalar hiçbir koşulda şeriatın hüküm sürdüğü topraklarda ve zihinlerde bazı mezheplerce olumsuz karşılanmaz. Hatta diğer mezheplere tabi inananlar da bundan faydalanırlar.
Duran. Henüz çocuk yaşta başlar İslam ilmini öğrenmeye ve kafasına koymuştur büyük bir alim olmayı. Çok okur, çok ezber yapar ve birçok kişiyle beraber mollaları, hocaları, müftüleri kendine hayean bırakır. Küçük Duran İslam ilmini öğrenirken aklında da birçok soru doğar ister istemez. Bu sorular İslamın yürütülüş şekliyle ilgilidir. Bu sorular onu İslamın kullanış biçimin dışında Tanrıyı ve peygamberlerini de eleştirmeye götürse de bunu düşünmenin dahi günah olduğu öğretisiyle kendine kızar. Duran, alim olma yolunda o kadar çok şey öğrenecektir ki bunlar içinde İslam ilmi ile beraber; yozlaşma, cehalet, bağnazlık, sınıfsal ayrım, yoksulluk ve yoksunluk da onu pişirecek ögeler arasına girecektir.
Kulleteyn. Şeriat yasalarına bağlı şehirlerden uzak dağ, ova köyleri ve kasabalarında yaşayan insanların, şeriata dayandırılarak insanların yaşam biçimlerinin nasıl bir şekle sokulduğuna dair, bir roman, bir belgesel ve bir tarih kitabıdır. İçinde politik çekişmeler de vardır, tüm kuralları esnetebilecek davranışlar da.
Şeriat; yeri geldiğinde kadın erkek arasındaki ayrımı göklere çıkarır, yeri geldiğinde herkesin eşit mahlukatlar olduğunu, evrim kuramını kabul kıldıracak cümlelerle fakat kendi mantıklarına uyacak biçimlerle sunulan bir yönetme ve yönetilme şeklidir.
Şeriat olan yerde neler meydana gelir? İşte olmuş ve olacak olan her şey Turan Dursun'un bu kitabında sunuluyor.