·128 syf.····Okunma: 06 Eylül 2021 02:10 Kazuko, abisinin madde bağımlılığı ve borçları yüzünden kocasından boşanıyor ve düşük yapıyor. Boşanmadan sonra annesine bakmaya başlayarak abisinin savaştan dönmelerini bekliyorlar.
Kazuko ve ailesi soylu bir aileden gelmelerine rağmen savaş sonrası Japonya’da yaygınlaşan yoksulluk, umutsuzluk ve ızdıraptan onlar da nasiplerini alıyor ve evlerini satıp başka bir yere yerleşip kendi kendilerine geçinmeye çalışıyorlar.
Kazuko’nun kardeşi Naoji, aslında Osamu’nun kendisi. Naoji’yle kendi varoluş felsefesini, boğuştuklarını anlatmaya çalışırken kitabın sonundaki Naoji’nin intihar mektubuyla da Osamu kendi intiharını da haber etmiş bizlere… Kitabı yazdıktan bir yıl kadar sonra intihar etmiş çünkü Osamu da.
Bu intihar mektubu beni bu kısacık ama dolu dolu olan kitapta en çok etkileyen ikinci şeydi. Mektubun sonlarına doğru artık tutamamıştım kendimi ve ağlamıştım.
En çok etkileyen şey ise şimdiye kadar okuduğum tüm Japon edebiyatı kitaplarından ziyade ana karakterinin güçlü bir kadın olmasıydı. Kazuko’nun her şeye rağmen çok güçlü bir duruşu var ve bir kadın olarak tüm aileyi geçindirmeye çalışması özellikle dönemin Japonya’sında, etkileyici ve ilham vericiydi.
Çok güzel cümleleri de var gerçekten insanın içine dokunan ki zaten post itlerle doldurdum bu 120 sayfalık kitabı.
Kesinlikle öneririm ama belki bundan önce İnsanlığımı Yitirirken’i okumak Osamu’yu anlamak ve tanıma adına daha faydalı olabilir.
He bir de bu kitabın Fransızcadan çevrilmiş olmasını aşırı saçma buldum, orijinal dilinden çevrilse daha iyi olurmuş ki hatalar da bariz göze çarpacak şekilde. Umarım başka bir yayınevinden orijinal dilinden çevrilerek de basılır ve daha çok okuyucuya ulaşır.