Puan vermedi·76 syf.··
2021 37. kitabı
2015 yılında Türkiye İş Bankası Yayınları tarafından ilk baskısı yapılmış deneme türünde bir Osman Çakmakçı kitabı. Aslen 1998 yılında Radikal gazetesinin pazar eki Radikal İki’de on beş bölüm halinde yayınlanmış, çok sonraları ise kitap haline getirilmiştir. Osman Çakmakçı bu kitabında konuşmanın imkansız olduğunu söyleyerek iki kişi arasında sürüp giden diyalog ile bunu tartışıyor. Konuşmanın imkansızlığından kastedilen karşımızdaki tarafından hiçbir zaman tam olarak anlaşılamayacak olmamızdır. Daha kitabın ilk cümlesiyle yazar bir tartışmayı açmış olur. İşte o cümle:   “İki insan arasında konuşmanın imkânsız olduğuna inandığını sanıyordum. Ama baksana sen benimle söyleşmeyi istediğini söylüyorsun. Bu bir çelişki değil mi?” Buna şu örneği verirsek yazarın ne demeye çalıştığı daha iyi anlaşılacak diye düşünüyorum. Mesela masa dediğimde aklıma ilk olarak üzerinde yemek yenen nesne anlamının geldiğini düşünelim. Oysa belki de şu an karşımdaki kişilerden birinin aklına ilk olarak üzerine dirseğin dayandığı veya eşyanın koyulduğu nesne anlamı da gelmiş olabilir. Tutun ki herkesin aklına ilk olarak benim aklıma gelen üzerinde yemek yenen nesne anlamı gelmiş olsun. Bu durumda da konuşma yine imkansızdır çünkü karşımdaki açıklamadığı sürece ben onun aklından geçeni bilemeyeceğim. Zaten günlük yaşantımızda hiçbirimiz ben aslında masa derken şunu demek istedim demeyiz. Her insanın farklı bir hayal dünyası olduğu için bir kelime farklı düşünceler yaratabiliyor. Örneğin rüyaları ele alalım. Hepimiz ilginç bir şey gördüğümüzde birine anlatma ihtiyacı duyarız. Biz son derece heyecanla neler gördüğümüzü anlatırken karşıdaki bizim heyecanımıza anlam veremez. Ne diye bu kadar heyecanlanıyor anlatırken, altı üst bir rüya diye düşünür ama başka bir gün farkında olmadan kendisi de aynı şeyi yapar. Rüyayı anlatanı anlamaz çünkü onun gördüklerini görmediği için rüyayı anlatanın onun hafızasında canlanmasını istediği şeyleri aynı şekilde hafızasında canlandıramaz. Yani ben bir rüya gördüğümde bu sadece bana özeldir. Hiç kimseye aynı şekilde anlatamam. Bu noktada rüya anlatma konuşmanın imkânsızlığını gösteren iyi örneklerden biri diye düşünüyorum.     Yazımın sonuna doğru kitabın son paragrafını olduğu gibi yazıyorum:     “Ben konuşmayı, konuşabiliyorsam eğer, deniyorsam bunu, bir umutsuzluk içinde olduğum içindir bu ve ben bu umutsuzluk bilincine, hepimizin öyle ya da böyle bir tutsak olduğumuz, mahkûm olduğumuz bilincine başka insanların hayatlarını yaşamaya çalışarak erdim. Başka hayatları yaşamak bana kendi hayatımı verdi. Ama bu hayat işte her hayat gibi kırık değil midir? Öyle elbet. Başkası imkânsız. Zamanın akışını yumuşatmak! Böylece başkalarıyla, tüm varlıklarla konuşmaya çabalamak.
Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir DiyalogOsman Çakmakçı · İş Bankası Kültür Yayınları · 20211,317 okunma
·
331 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.