Gönderi

10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2021 11. kitabı
Kitaptan önemli yerler: Hasan Sabbah anlatıldığı gibi biri değil, çok daha tehlikeli ve çok daha değişik bir öğretisi var. Uyuşturucu vermek ya da sahte cennet vaatleri olsun, bunların hepsi uydurulmuş şeylerdi. Çünkü gerçek çok daha kötü ve sarsıcıydı. Onların hepsi aklı başında insanlar ama bir ideolojiye saplanmışlar. Bunları Hasan Sabbah'ı övmek için söylemiyorum; tamamen gerçekleri tarafsız bir şekilde yazmaya gayret edeceğim. Karşımızda öyle bir örgüt var ki ve bu örgütün öyle fedaileri var ki onları hiç fark edemiyorsunuz. Hepsi gri insanlar. Yani dönüp bir daha bakmayacağınız, şüphe etmeyeceğiniz kişiler. Şahsen ben bile, beni kendileri gibi azılı bir fedai haline getireceklerini tahmin etmiyordum. Onlar, anlatıldığı gibi sizi kaçırmıyorlar veya size uyuşturucu hap verip, sahte cennetler ile kandırmıyorlar. Siz, zamanla onların içine giriyorsunuz fakat bunun farkında dahi olmuyorsunuz. Öylesine farklı bir dünyanın içine giriyorsunuz ki bir süre sonra farkında olmadan onlar için çalıştığını görüyorsunuz ve o örgüt için siz de başkalarını kendi saflarınıza çekmeye çalışıyorsunuz. Bunu rol amaçlı yapmıyorsunuz. Dünyadaki tüm inananlardan çok daha farklı bir bağlılıkla kendi inancınıza bağlanıyor ve bu inanç sizi zamanla tarihin en gizemli, en fazla sır saklayan infazcısı haline getiriyor. Öncelikle bunları anlamanız için Şii, İsmailî ve Bâtini düşüncelerini çok iyi bilmeniz gerek. Bunları böylesine korkusuz hale getiren şeyin uyuşturucu değil, uyuşturucudan çok daha öte bir tehlike olan ideolojik düşünce yapısının olduğunu anlamanız gerekir. İlk yaptıkları kafaya şüphe tohumları ekmek. Bunun için de Hz. Peygamber'in hadislerini gözden düşürmeye çalıştı. "Hz. Peygamber yanılmadı, sadece onun söylediği sözleri bize yanlış aktardılar," diyerek şüphe tohumlarını ekmeye başlayacaklardı. Bu tohumları ekerken de ilk başta sevmemelerine rağmen Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer'e asla vurmazlar çünkü Müslüman âleminde onlar çok sevilir ve onlara vurduğun an kendinin hangi safta olduğunu gösterirsin. Hasan Sabbah Kufe şehrinde doğmuş ki burası Şii inancı için bir bakıma Mekke kadar kutsal bir yer. Çocukluğunda iyi bir eğitim almış ve Şii inancıyla yetiştirilmiş. Özellikle Mısır'da yaygın olan Şii inancına sahip Fatimî devletinin propagandasını Selçuklu topraklarında yapan çok önemli bir isim. Hasan Sabbah ve fedailerinin çok farklı yöntemleri vardı. Bazen dediğim gibi hadisle yaklaşıyor, bazen geçim derdinden dolayı sana parasal destek veriyor, bazen zorda kalmış bir adam ya da kalbini fetheden bir derviş oluyorlardı. Imam Gazali. Kendisi Hasan Sabbah için Nizâmülmülk'ten bile daha fazla tehlikeli görülen bir isim. Şu zamanın en donanımlı ve en iyi alimi. Cevapları, reddiyeleri ile adeta Hasan Sab bah'ın belini kırdı. Ve o İmam Gazali ile ben de tanıştım. Hasan Sabbah ve fedaileri rol yapmada ne kadar usta ise inanın İmam Gazali de hepsini cebinden çıkaracak derecede hem ilim hem yetenek sahibiydi. Soruyorum; "Peki hocam, böylesine sapıtmış kişileri Allah neden çarpmıyor. Allah neden onların cezasını vermiyor?" İmam Gazali bu söylediğime beklediğim gülüşü yaptıktan sonra, beklemediğim tokat gibi bir cevap verdi: "Senin çarpmadığın adamı Allah neden çarpsın? Allah seni dünyaya odun ol diye mi gönderdi. Sen dava adamı olmayı elinde kılıç, meydanda savaş vermek mi zannediyorsun? Biri vatanına karşı kılıç çektiğinde en önde savaşmaya çıkıyorsun da birisi vatanından daha değerli olan imanına kılıç çektiğinde ne yapabiliyorsun. Biri vatanına kılıç çektiğinde neredesin Allah'ım mı diyorsun yoksa Allah bizi korumak için buraya gönderdi mi diyorsun. Allah senin elinle zalimliği orada cezalandırırken, fitne saçan bir adam için neden bir melek indirsin, sen ne güne duruyorsun?" Yine soruyorum; Allah, Kur'an-ı Kerim'de onu anlamamızı istemiyor mu, yani Kur'an-ı Kerim'i bize göndermedi mi, yorumlamamız gayet normal değil mi?" "Allah, Kur'an-ı Kerim'i yorumlayıp dinleyin diye değil. Allah, Kur'an-ı Kerim'i peygamberin yorumlayıp anlattğı gibi dinleyin diyerek gönderdi. Peygamber bir postacı değildir Ömer. Allah, peygamberini hem vahyi ulaştırsın hem de açıklasın diye gönderdi. Bu yüzden onlar önce paygamberden, hadisten uzaklaştırır seni. Kur'an'da Allah her şeyi açıklamaz, sadece emirleri açıklar. Bu yüzden hadisten uzaklaştıkça yavaş yavaş Kur'an'dan uzaklaşıp namazın da ortadan kalktığını ve adeta namazı imama yönelmek olarak gördüklerini görürsün Demek ki Kur'an-ı Kerim'i sadece meal okuyarak anlamaya çalışmak seni çıkamayacağın bir boşluğa düşürür. Allah istese peygambersiz de Kur'an-ı Kerim'ini indirir, yine aynı sayfada her şeyi anlatırdı ama o zaman ne peygamberin hükmü kalır ne de ondan sonra yeni olaylar çıktıkça yeni fetvalar verecek âlimlerin. Demek ki mesele Kur'an'ı anlamak değil, mesele peygamberin anlayıp anlattığı Kur'an'ı anlamaktır." İmam Gazali'nin de belirttiği gibi onlarla mücadele etmenin en iyi yolu fikirlerini bitirmektir. Abdülkahir el-Bağdadi'nin ifadesiyle: "Batınilerin Müslümanlara verdiği zararlar, Yahudilerin, Hıristiyanların ve Mecusilerin, hatta materyalistlerin ve dinsizlerin öteki kollarının vermiş olduğu zararlardan daha büyüktür." Bu kitabı yazmamdaki tek amaç yaşadığım değişimin başkaları tarafından da bilinmesi ve sizlere nasıl yaklaştıklarını anlatmaktır. Bilmiyorum, bugün benim karşıma çıkan Hasan Sabbah'tı. Ama sizin hep karşınıza çıkacak kişi Hasan Sabbah olacak diye düşünmeyin çünkü Bağdat'a Nizamiye Medresesi'ne geldiğimde ve İmam Gazali'nin yaşadıklarını dinleyip okudukça Hasan Sabbahların çok farklı olduğunu anladım.. Vesselam "Günümüze de ışık tutan bir kitap olup mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum. İçinde Akaid konuları oldukça fazla. Ne zamandır bu konuyla ilgili bir kitap okumak istiyordum. Hem akıcı hem bilgilendirici."
Din
Hasan Sabbah FedaisiydimAltay Akman · Lopus · 2020143 okunma
·
293 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.