·64 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Eylül 2021 22:23 #okudumbitti #kitapyorumu
Herkese merhabalar!
Yine ve yine bir Stefan Zweig kitabıyla karşınızdayım. Bu kitap benim için ne iyiydi, ne kötü. Çok severek okuduğumu söyleyemem. Ama kitap kötü değildi sadece sanki cümleler birbirini tekrar ediyor gibiydi. Bu yüzden kitabı okurken bunaldım. Kitap 2 hikayeden oluşuyor. İlk hikaye en uzunu ve kitaba ismini veren hikaye. Aslında güzel başlamıştı. Daha sonradan ilerleyişi güzel olmadı. Son hikayeyi beğendim Zaten biliyorsunuz, modern klasikler oldukça kısa. Bu kitapta haliyle inceydi. Kısa sürede bitirdim. Sizinle arka kapak yazısını paylaşayım.
“Stefan Zweig, bu kez gündelik yaşamın içinde yatan gizil bilgeliği keşfe çağırıyor okurunu. Kahramanımız, duyduğu taşkın merakla Paris’in nehir gibi akan kalabalığına karıştığında kentin ona nasıl sürprizlerle yanıt vereceğinden habersiz görünüyor. Sherlock Holmes bakışıyla insan portrelerini çıkarırken birden gözleyen ile gözlenenin, av ile avcının, öğreten ile öğrenenin yer değiştirdiği baş döndürücü bir çalkantı içinde buluyor kendini. Ya da tam tersi, bu kez Viyana Prater’de, durağan ve süslü yaşamından gündelik yaşamın sıradanlığına kaçan bir kahramanda özgür aşkı, toplumun kaygısız doğasını hatırlayışı okuyoruz. Bir Zanaatla Beklenmedik Karşılaşma ve Prater’de İlkbahar, Zweig’ın en küçük ilişkilerin içine nüfuz eden, en sıradanın içindeki zenginliği gören gözlem yeteneğine çarpıcı iki örnek.”