·350 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Eylül 2021 23:24 Çok geç tanıştım Ayşe Kulin’le…
Ama bundan sonrası için şanslıyım çünkü beni bekleyen birçok kitabı var. Önceleri sebepsiz bir önyargım vardı ama (kitap kapaklarının çok büyük etkisi olduğunu düşünüyorum) bana hediye olarak gelen bu kitabını okumaya başladığım anda aldığım içtenlik beni çok etkiledi. Bir kere net olarak şunu söyleyebilirim , okuduğunuzda kaliteli bir dostla uzun bir sohbet etmiş gibi hissedeceksiniz.
Kitaptan biraz bahsedecek olursam anı-roman tarzında yazılmış. İmza günlerinde yaşadıklarını, çeşitli yurt içi ve yurt dışı katıldığı etkinliklerde başına gelenleri; ülkemizde son yıllarda olup bitenleri(kendine has cesur bir kalemle), korona günlerinde yaşadıklarını anlatıyor. Hatta bahsettiğine göre otobiyografik romanlarımın sonuncusuymuş. Kitabın bölüm aralarında anlattığı yerler,etkinliklerle ve olaylarla ilgili fotoğraflar iliştirilmesi bana çok samimi geldi.
Kitabın son bölümünü otuz yaşında bir kadın olarak okuduğum için çok mutlu oldum . Kendisi seksen yaşında ve öyle güzel anlatıyor ki kadın olmayı bazı cümleleri hala aklımda. Ama şunu söylemeliyim ki başka hiçbir eserini okumasam da artık kalemini kaybetme kaygısı taşımaya başladığını hissettirdi bana. Umarım böyle güçlü ve okura da güç veren bir kadın, aynı anneannesi gibi 97 yaşını görür ve hedeflediği gibi “Kış” ı da yazar.
Kitabın arka kapağında şöyle demiş:
Hazan, sonbahar demek.
Hüzünle akraba olan bu sözcüğün bir başka anlamı özlem ve ayrılık mevsimi…bir diğeri sararıp solmuş, eski canlılığını kaybetmiş kimse.
Kimi tanımlarında kendimi bulduğum bu kelimeyi çok sevdim ve madem ben de sonbahar mevsimindeyim ömrümün, kitabımın adını HAZAN koydum.
Hayat bir döngüdür, bahar er geç gelir ve yaza kavuşur.
İyi okumalar.