Hocanız ontoloji ve epistemoloji arasında bağ kurmanızı istemiş, cevap olarak muhtemelen insanının varlığı algılaması onun epistemesine yani bilgisine bağlıdır tarzında bir beklentisi olmalı. Fakat bir felsefeci olarak diyebilirim ki insan zihni henüz tam manasıyla tanımlanamamış bir derya, dolayısıyla bilinç dışı bir ortam olan rüya ise daha da büyük bir kara delik, sınırlama yapmak imkansız.
İnsan rüyasında hiç olmayacak şeyleri kurgu ile görebilir, insan rüyasında enerji akışı ile hissettiği farklı varlıkları görebilir, insan rüyasında düşündüklerini de, algıladıklarını da ve bunlara bağlı olarak düşünmeyip algıladıklarını da görebilir. İnsanın rüyasında göremeyeceği hiçbir şey yoktur. Aynı zamanda insanın rüyasında görebileceği her şey yalnızca bir düş değildir. Yalnızca bir düş olmayışı ise sınırlamanın mümkün olmadığına en güzel kanıttır.
Ama dediğim gibi öğretmeniniz bilgiyi önemseyen bir hoca ise ontoloji epistemoloji bağlantısı kurabilirsiniz (eğer bu bir ödevse) değil de sizin düşüncelerinizi gerçekten merak ediyorsa rüyalarınızın var olanlardan etkilendiği kadar olmayanlardan da (olmadıklarını düşündüğünüz varlıklardan) etkilendiği zamanları düşünün. Zamansızlığın ve boyutsuzluğun içinde hapsolduğum bir rüyam vardı. Sadece varlığımı ama konumlandıramadığım varlığımı hissedebiliyordum. Zamansız ve boyutsuz bir rüya görebilmem epistemoloji ve ontoloji açısından imkansız. Ama insan zihni hepsine diss atar vaziyette :)