Merhaba uzun bir aradan sonra en sevdiğim yazarlar arasında ilk sırayı alabilecek Ahmet Ümit'in son kitabı Kayıp Tanrılar Ülkesi ile başlangıç yapmak istedim. Yıllık izinlerimde gezi rotamı şekillendirecek kadar beni etkileyen bir kitap oldu.
Ahmet Ümit; edebiyatta en sevdiğim iki konu olan edebiyat ve tarihi aynı potada harmanlayıp sürükleyici bir anlatım ve akıcı bir dille okuyucularına sunuyor. Genellikle romanlarında İstanbul ve tarihi yarımadanın tarihine değinse de bu kitapla okuyucusunu ters köşeye yatırdığını söylemek mümkün.
Kitabın konusuna gelecek olursak; Berlin'de büyümüş devrimci ve göçmen bir ailenin kızı Yıldız Başkomiser ve yardımcısı Tobias Türk asıllı, yazılım mühendisi Cemal Ölmez 'in kendi evinde vahşice öldürüldüğü cinayeti çözme görevini üstlenmişlerdir. Ancak bu olayı çözmek hiç de sanıldığı kadar kolay olmayacaktır çünkü her konuştukları kişi ile düşünceleri tamamen alt üst olur. Aile içi düşmanlık sebebiyle arkeolog olan amcaoğlu Haluk mu eşcinsel olduğu için kendi abisi Hüseyin mi yoksa kıskançlık sebebiyle sevgilisi Alex'in mi işlediği kitabın son sayfalarına kadar okuyucunun aklında dönüp durur. Ayrıca ırkçı Neo Naziler de işin içine girince polis için işler iyice karışır.
Yıldız ve yardımcısı katil kim sorusuna cevap arayadursun yazar okuyucuya bir yandan da harika bir anlatımla mitoloji ve arkeoloji hakkında etkileyici bilgiler veriyor. Özellikle Bergamada bulunan ve olayların başlagıç yeri sayılabilecek Bergama'daki Pergamon Antik Kenti ve katilin esinlendiği Yunan Mitolojisi hakkında okuyucuyu sıkmadan ansiklopedik bilgiler veriyor ve ülkemizde bulunan tarihi güzelliklere sahip çıkmamız gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.
Ben kitabı iki günde okuyup bitirdim ve her sayfasını merakla yeni bir bilgi öğrenme hevesiyle çevirdim. Uzun zamandır kitap okuma arzunuzu kaybettiyseniz akıcı bir kitap arıyorsanız kaçırmayın derim.
İyi okumalar. Kitapla kalın.