·81 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Temmuz 2021 00:00 Tormesli Lazarillo, İspanyol edebiyatına ait yazarı belli olmayan bir klasik. Beğeniyle okuduğum; 81 sayfadan mürekkep olan bu eser, Can Yayınları tarafından 2015 yılının Eylül ayında yayımlandı. İspanyolca aslından dilimize çevirisi, Ertuğrul Önalp ve Arzu Aydonat tarafından yapıldı. Kısa ve sürükleyici bir eser olmasının yanı sıra, yazıldığı döneme de ışık tutan başarılı bir eser. Sürükleyici bir eser olmasının okuyucunun okumasına katkısında, çevirinin kalitesi ve güzelliğini de es geçmemek gerektiğini düşünüyorum. Ve editoryal açıdan da bana göre kusursuz bir basım sağlanmış. Can Yayınları’nın burada farkı göze çarpıyor.
Eserde; Tormesli Lazarillo’nun başkahramanı Lázaro ya da Lazarillo[(İsp.) Lazaro’cuk anlamında. Romanın birçok yerinde ana kahramanın adı Lázaro olarak geçmektedir. (Ç.N.)] adındaki bir çocuğun doğumundan, sefalet içerisindeki çocukluğuna, olgunlaşıp evlendiği döneme kadar başından geçen olaylar birinci ağızdan anlatılırken bir taraftan da toplumdaki ahlaki çöküntü ve bozuk düzen hicvedilir.
Bir pikaresk roman türü olan, Tormesli Lazarillo eserinin oluşumunu sağlayan o günkü dönem şartlarının neler olduğu ve sonrasında basımı yapılan diğer pikaresk romanlar hakkında da çevirmenler Ertuğrul Önalp ve Arzu Aydonat’ın hazırlayıp yazdığı, “Çevirmenlerin Önsözü”ne bir göz atalım:
“(...) 16. yüzyılda başlayan iktisadi kriz 17. yüzyılda daha da büyüyerek sanayinin ve ekonominin tamamen çökmesine yol açtı. İspanya'nın her köşesinde açlık ve sefalet kol gezmekteydi. Açlığın ve sefaletin toplumda bir ahlak çöküntüsünü de beraberinde getirmesi kaçınılmazdı. İspanyol toplumundaki bu maddi ve manevi çöküntünün yaşandığı bir sırada, sonradan pikaresk roman [Novela picaresca] adı verilecek olan yeni bir anlatı türünün ilk örneği Tormesli Lazarillo [Lazarillo de Tormes] ortaya çıktı. Bu romanda sefiller, dilenciler, dolandırıcılar ve kimsesiz çocuklarla dolu bir dünya tüm çıplaklığıyla sergilenmekteydi.
Tormesli Lazarillo 1554 yılında Burgos’ta, Anvers’te ve Alcalá de Henares’te yazarı belirsiz olarak yayımlandığında edebiyatta bir devrim yarattı. (...) Tormesli Lazarillo’da olay dizisi okurların yakından tanıdığı çevrede ve zaman diliminde gelişmekteydi. Dönemin İspanyol toplumunun fertlerinin kusurlu yönlerini gözler önüne sermekteydi. Ana kahramanın alt tabakaya mensup biri olması, olayların birinci ağızdan aktarımı, eleştiri unsuru taşıması ve güncel yaşantıyı sunması gibi özelliklerinden dolayı İspanya’da modern gerçekçi romanın öncüsü olarak kabul edilecekti.
Eserde özellikle din adamlarının yoksullukları vurgulandığından, yazar hiç kuşkusuz engizisyonun hışmına uğramamak için ismini gizli tutmuştur. Nitekim Tormesli Lazarillo’nun yayımlanmasından sonra engizisyon mahkemesi, eseri kara listeye dahil etmekte gecikmedi. Bununla birlikte bu yasaklama, kitabın binlerce nüshasının yurtdışından kaçak olarak ülkeye girmesine ve geniş kitleler tarafından beğeniyle okunmasına engel olamadı. Bunun üzerine Kral II. Felipe eserin bazı kısımlarının çıkarılarak ve bazı ifadelerin değiştirilerek yayımlanmasına izin verdi. Böylece eser sansür edilmiş haliyle 1573 yılında Madrid’de baskıya verildi ve bu şekilde yayımlanması 19. yüzyılın başlarına kadar sürdü.
Pikaresk roman adını, bu türün ana kahramanlarına verilen İspanyolca bir kelime olan pícaro’dan alır, bu kelime düzenbaz, haylaz, hilekâr veya serseri anlamına gelir. Toplumun alt kesiminden gelen pikaresk romanların ana kahramanları şövalye romanlarındaki ya da pastoral romanlardaki ana kahramanlar gibi faziletli davranışlar sergilemezler. Genellikle hayatlarını dilenerek ya da farklı efendilere hizmet ederek kazanırlar. Ama pícaro, başkalarının malını çalan bir hırsız değildir, o sadece aklını ve becerisini kullanarak ve çoğu zaman da başkalarının saflığından faydalanarak ekmeğini kazanan biridir.
Tormesli Lazarillo’nun başkahramanı Lázaro ya da Lazarillo[(İsp.) Lazaro’cuk anlamında. Romanın birçok yerinde ana kahramanın adı Lázaro olarak geçmektedir. (Ç.N.)] da bir pícaro’dur, doğumundan, sefalet içerisindeki çocukluğuna, olgunlaşıp evlendiği döneme kadar başından geçen olayları birinci ağızdan bizlere aktarır.
Tormesli Lazarillo’dan aşağı yukarı yarım yüzyıl sonra, Mateo Alemán tarafından yazılan ikinci pikaresk roman Guzmán de Alfarache (Alfarache’li Guzmán) 1599 yılında baskıya verildi. Ama aradan geçen zaman zarfında İspanya’nın durumu daha da kötüleşmiş, açlık ve sefalet de o derecede artmıştı.
Dolayısıyla hayatta kalma mücadelesi veren pícaro’lar daha kurnaz, daha acımasızdılar. Gerçekten de kendisinden sonra gelen pícaro’larla kıyaslandığında çok masum kalan Lázaro, okuyucuda acıma hissi ve sempati yaratmaktadır. Bu yüzden efendilerinin kendisinden esirgedikleri yiyeceği elde etmek için yaptığı şeytanlıklar mazur görülmektedir.
Üçüncü pikaresk roman El viaje entretenido (Eğlenceli Yolculuk) 1603 yılında Agustín de Rojas tarafından yayımlandı. Bunu, yazarı kesin olarak bilinmeyen La pícara Justina (1605, Düzenbaz Justina) izledi. Tarih sırasına göre diğer pikaresk romanlar, Alonso Jerónimo de Salas Barbadillo tarafından yazılan La hija de Celestina (1612, Celestina’nın Kızı); Vicente Espinel’in yazdığı Vida del escudero Marcos de Obregón (1618, Uşak Marcos de Obregón’un Hayatı) ve Alcalá Yáñez y Ribera’nın eseri Alonso, mozo de muchos amos (1624, Herkesin Uşağı Alonso) en önemlilerindendi. Francisco de Quevedo’nun yazdığı El Buscón (1626, Dolandırıcı) ve Luis Vélez de Guevara’nın 1641 yılında yayımladığı El diablo cojuelo (Topal Şeytan) adlı eserler pikaresk romanın son önemli örnekleriydi. 17. yüzyılın ortalarına kadar devam eden pikaresk romanın sonraki yüzyıllarda da birkaç örneği görülmüşse de, bu edebî tür artık önemini ve güncelliğini yitirmiş olduğundan bunlar halkın ilgisini pek çekmemiştir.
Tormesli Lazarillo ve diğer pikaresk romanlar gerçekçi yapılarından dolayı dünya edebiyatını etkilemişlerdir. Pikaresk romanların en fazla etkisi Fransız ve İngiliz edebiyatında görülmektedir. Lesage’ın, Historia Gil Blas de Santillana (Gil Blas de Santillana’ın Maceraları) adlı eserinde ve Molière’in Tartuffe (Tartüf) adlı eserinde Marcos de Obregón’un önemli tesiri vardır. İngiliz edebiyatında bu türün en önemli örneği olarak kabul edilen Moll Flanders, Pícara Justina’dan esinlenerek yazılmıştır. Alman edebiyatında ise Grimmelshausen’in Simplicissimus adlı eserinde Guzmán de Alfarache’nin etkisi barizdir.
(...)
Her ne kadar ana kahraman bir pícaro olsa da yaptığı düzenbazlıkların haklı bir nedeni vardı. Hizmet ettiği efendiler genellikle son derece cimri ya da beş parasız olduklarından çocuğu aç bırakıyorlardı. Üstelik aç kaldığı yetmezmiş gibi ayrıca bazı efendilerinden sebepsiz yere dayak da yiyordu. Tüm güçlüklere karşın Lázaro’nun zekâsı ve becerisi sayesinde hayatta kalmayı başarması takdire şayandı...”