Gönderi

Mitolojik Polisiye Gerilim
Puan vermedi·504 syf.··
2021 43. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2021 14:02
(Spoiler içerir) Bu özetleri kendime çıkartıyorum. Daha sonra bu kitapta ne anlatılıyordu tekrar yaşamak istiyorum. Ahmet Ümit'ten muhteşem bir polisiye, gerilim ve mitoloji hikayesi. Mitolojik kahramanları uzun zamandır merak ediyordum ve Ahmet Ümit yardımıma yetişti. Tanrıları, Tanrıçaları, Titanları, Devleri ve Yunan Mitolojisinde belli başlı karakterleri çok güzel bir şekilde anlatıyor. Hikayemize gelirsek Berlin'de başlayıp Türkiye'de sonlanan bir cinayetimiz var. Berlin'de Cinayet Büroda sorumlu Yıldız ve Tobias Cemal Ölmez'in öldürülmesi olayıyla başlıyor. Cemal sanki Zeus'a kalbini çıkarıp adanmış gibi ölü olarak bulunuyor. Cemal'in öldürülmesinin ardından daha önce öldürülen dedesi Orhan'ın cesedi bulunuyor aynı Uranus gibi erkeklik organı öldürülerek. Cemal'in erkek arkadaşı Alex, ertesi gün derisi yüzülmüş şekilde ölü olarak bulunuyor. Öldürülen Cemal'in ailesinin Bergama'daki arkeolojik kazıları katılıyor. Büyük büyükbabaları Pehlivan Efendi, Pergamon'daki kazıyı yapan Carl Humann'la birlikte çalışmış. Sonraki kuşaklarda da bu gelenek bozulmamış, ailenin erkekleri yıllarca antik kentin ortaya çıkarılmasında görev almışlar. Öyle ki, Ölmez Ailesi kendilerini antik kentin bir parçası gibi görmeye başlamış. Pehlivan Efendi'nin bedeni ve zihni o kadar çok meşgul olmuş ki Pergamon'la, bir gün karısına kendisinin Poseidon olduğunu söylemiş. Bir tür hastalık. Grandiyöz Paranoya diyorlar. Megalomaninin ileri evresi. Üstelik genetik olabiliyormuş. Aynı hastalık Cemal'in babası Kerem'de de ortaya çıkmış. Kerem kendini Zeus'un babası Kronos zannetmeye başlamış. Ekonomik koşullar onları da etkilemiş ve 1960'larda Almanya Türkiye'den işçi alarma başlayınca, Ölmez Ailesinden iki kardeş, öldürülen Orhan ile ağabeyi Recep, çoluk çocuk Berlin'e gelmişler. Kerem Ölmez işte bu Orhan'ın oğlu. Orhan da zamanında Pergamon kazılarında çalışmış. Çocuk olmasına rağmen Kerem de babasıyla antik kente gidiyorum, çalışmaya. Babam oğlunun arkeolog olmasını istemiş. Kerem'in de aldındaki buymuş zaten. Kerem arkeolog değil, Berlin'deki Mısır Uygarlıkları Müzesi'nde bekçi olabilmiş. Fakat aklı Pergamon'da olduğu için, sık sık Duvar'ın öteki yakasına, Doğu Berlin'e geçiyor, Zeus Altarı'nı ziyaret ediyormuş. Çünkü müzedeyken kendini vatanında hissediyormuş. Bu arada Munise Hanım'la evlenmiş, Hüseyin adında bir oğlu olmuş. Ancak altarı görme tutkusundan asla vazgeçmerniş. İşte o Pergamon Müzesi ziyaretlerinden birinde Nina Brückner ile tanışmış. Nina, kendisi gibi bir müze görevlisiymiş. Kerem'in Bergamalı olduğunu yıllardır kazılarda çalıştığını öğrenen genç kadın etkilenmiş. Aralarında önce arkadaşlık başlamış, ardından sevgili olmuşlar. Başlarda Kerem, bunun geçiçi bir ilişki olduğunu düşünerek evli olduğunu saklamış. Bir süre sonraa Doğu Berlin'e gidip gelmeye başlamış. Fakat ne Pergamon Altan'ndan ne de Nina'dan vazgeçebilmiş. Nina hamile kalmış ve bir kız doğurmuş. Bebeğe Melek adım koymuşlar. Kerem'in iki farklı karısından birer çocuğu olmuş. Bu tuhaf durum, adamı çok rahatsız etmemiş olacak ki, iki eşli olarak yaşamayı sürdürmüş. Birkaç yıl sonra, 1981'de iki ayni karısından iki ayrı oğlu dünyaya gelmiş. Munise'den doğan; dedesinin ismi Cemal'i, Nina'dan doğana ise Zeus'a esinlenerek Kartal ismini vermiş. Ömrünün önemli bir kısmi Pergamon Altan'nda, yani Zeus'un yeryüzündeki sarayında geçiren Nina da Türk sevgilisi gibi baştanrıya hayranmış. Ve anlaşılan oğlunun Zeus'un simgesi olan 'Kartal' adıyla çağrılmasından hiç rahatsızlık duymamış. Eğer Kerem ömrünün sonuna kadar oğlu Kartal'ın yanında kalsaymış, belki de bu, hiç sıkıntı yaratmayacakmış. Ama ne yazık ki öyle olmamış. Kerem'in nerdeyse her hafta sonu Doğu Berlin'e gelmesinden şüphelenen, Demokratik Almanya Gizli Servisi, onu sorguya çekmiş. Elbette kısa sürede casus olmadığı anlamışlar, ama onu bırakmamışlar. `Pergamon Müzesi'ni her zaman ziyaret edebilirsin, ama bize yardım etmelisin, yoksa bir daha buraya gelemezsin' demişler. Hemen reddetmeye korkmuş Kerem, `Düşünmem lazım, bir dahaki gelişimde karanmı açıklarım' demiş. Paçayı sıyırınca da apar topar Batı Berlin'e dönmüş. Ama bu kez de Batı Berlin polisi sorgulamış onu. 'Senden ne istiyorlar, sana ne teklif ettiler?' diye sorgulamışlar. Olan biteni anlatmış. İnanmışlar Kerem'e, fakat onlar da `Stasi'nin teklifini kabul etmelisin, gerçekte ise bizim için çalışırsın' demişler. Kendini casuslar savaşının ortasında bulan Kerem paniklemiş. Ve bir daha Doğu Berlin'e gitmemiş... Evet, biricik aşkı Nina'yı, iki çocuğunu ve Pergamon Altarı'nı silip atmış gönlünden..." Berlin'deki ailesiyle yaşamayı sürdürmüş. Bu arada emekli olmuş, oğlu Hüseyin'in girişimiyle baklavacı dükkânı açmışlar. Küçük oğlu Cemal bilgisayar eğitimi almış, programcı olmuş. Yani Kerem, Doku Berlin'deki karısını ve iki çocuğunu tümüyle unutmayı seçmiş. Nina Brückner de bir süre sonra bir cerrahla evlenmiş. İyi bir adammış Doktor Schimmel. Nina'nın çocuklarını evlat edinmiş, sadece isimlerini değiştirmişler: Melek'e Angela demişler, Kartal'a ise Peter. Angela, yetenekliymiş, underground bir sanatçı olmuş, sarsıcı resimler yapmış. Peter enerji alanında eğitim almış. Angela bohem bir hayatı seçmiş, ne yazık ki sonunda genç yaşta ölmüş. Ölünce de resimleri değer kazanmaya başlamış. Nina ve doktor kocası da vefat ettiğinden bütün servet Peter'e kalmış. Peter de Der Blitz adında bir enerji şirketi kurmuş. Anlaşılan Kerem Ölmez'in beş yaşındayken terk ettiği oğlu, ne intikam almayı ne de birilerini öldürmeyi düşünüyormuş. Berlin duvarının yıkılmasıyla birlikte Peter'in hayatı bir kez daha değişmiş. Doğu'daki pek çok Alman'ın aksine Peter Schimmel zengin olmuş, daha da önemlisi istediklerini gerçekleştirmiş bir adam olarak kendini çok iyi hissetmeye başlamış. Sanırım o özgüvenle, çocukken onlan bırakıp giden babasını bağışlamış. Ya da bağışladığını zannetmiş. Kendinden o kadar eminmiş ki, Kerem Ölmez'in adresini öğrenmiş, hakkında bilgi sahibi olmuş. Ama gidip kendini tanıtmamış. Uzaktan izlemeyi tercih etmiş. Orada kalsa iyiymiş ama Cemal'i, yani üvey kardeşini işe almış. Böylece babasıyla biraz daha yakınlaşmış. Kardeşi Cemal'i de sevmeye başlamış. Çünkü Cemal de, bambaşka nedenlerle olsa bile onun gibi ailenin dışına itilmiş bir çocukmuş. Cemal eşcinsel olduğu için ölmez Ailesi onu reddetmiş. Cemal de ressamdı. Pergamon Altarı'nın üzerindeki heykellerin resmini yapmak istiyordu. İşin tuhafi bunu ona öneren Peter, Pergamon Altarı'nın duvarlarını süsleyen kabartmalardaki tanrılara, titanlara ve devlere aile bireylerinin yüzünü vermesini söylemiş. Cemal de bu fikre dayanarak, Zeus'a kendi yüzünü vermiş. Peter'in Zeus'un resmini gördüğü anda kırılma gerçekleşmiş. Çünkü, Kerem Ölmez, Peter daha küçük bir çocukken, oğluna Zeus'u sevdirmiş. Öyle ki Kartal, daha o zamanlar isminden de yola çıkarak kendini Zeus olarak görmeye başlamış. Ama kendi yüzünün olması gereken yerde Cemal'i görünce, çocukken geçirdiği travmayı yeniden yaşamış. O terk edilme duygusunun bütün ruhunu sarmış. İşte o anda Pehlivan dedesinde ve babası Kerem ölmez'de olan hastalık onda da nüksetmiş. Mitolojiye uygun olarak, Uranos zannettiği Orhan dedesinin hayalarını keserek öldürdü, fakat bir aksilik oldu, Cemal bunu farkedince Kerem Ölmez yerine Cemal'i öldürdü. Cemal kendisinden şüphenlendiğini sevgilisi Alex'e söyleyince onu da öldürmek zorunda kaldı. Ama asıl yok etmesi gereken Peter Kerem hala hayattaydı. Babasını yenemeyen Zeus'un tahta çıkması mümkün değildi. İşte o yüzden Kerem'i öldürmek için Bergama'ya gelmeliydi.. En sonunda da babası Kerem'i öldürüp Akrapol'dan kartal gibi süzülüp canına kıydı. Hikayemiz böyle. Yıldız Şef , Bergama'ya gelince Nevzat Başkomiser tarafından karşılanıyor. Nevzat Başkomiser de unutulmamış. Hikayede bölümlerin başında Mitolojik kahramanların hikayeleri var. İlk Gaia ve Uranos, sonra Kronos ve Zeus ile devam ediyor. Kronos'un babası Uranos'u öldürüşü, Uranos'un laneti. Kronos'un babasının lanetiyle yüzleşmesi ve Zeus'un Kronos'u öldürerek Baş Tanrı olması. Zeus'un bölüm bölüm diğer tanrılarla çocuklarıyla olan ilişkileri anlatılıyor. En son olarak da Yarı Tanrı oğlu Herakles'in hikayesi. Zeus'un Herakles'i yanına almak Herakles'in oğullarını öldürmesinin kefareti için 12 imkansız olaydan çıkışı. Her olaydan sonra Herakles bir bilgelik elde etmiş. Zeka, bilgi, sabır, cesaret, güç, maharet, uzlaşma ile her şeyi başarması. Devlerle savaşta babası Zeus'un yanında olması sayesinde kazanılan bir savaş. Mitoloji ve cinayet güzel bir birliktelik meraklılar için oldukça cezbedici bir serüven. Okurken elinizden bırakamayacaksınız.
Polisiye-Mitoloji
Kayıp Tanrılar ÜlkesiAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202328,1bin okunma
·
253 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.