Selam
Türk edebiyatının değerli bir romanı olan Tutunamayanlar ile geldim. En çok bu andan çekinirdim. Çünkü, yorumlamakta en zorlanacağım kitaplardan biridir. O duygu nasıl aktarılır, kelimeler, nasıl dillendirilir konusunda, çok kafa yormuş hep vazgeçmiştim. Ve nihayet o gün geldiii. . Her zaman olduğu gibi değerler kaybedilince daha çok değerlenir ya işte yine bir örneği de canım Oğuz Atay’ım. Oysa ki; yaşarken anlaşılmak istenen bir yazar olmayı o kadar çok istemiş ki..
.
Neyse, Oğuz Atay, sevgisi, felsefesi hakkında uzun uzun konuşabilir, hatim indirebilirim. Gelelim kitaba ; Kitap bildiğiniz tam bir ansiklopedi. Bunu söylerken sayfa sayısından değil (724 sayfa) bahsettiğim, içerik olarak dolu dolu, kalbimi sayfalarına gömdüğüm canım Oğuz Atay’ın kaleminden ve içsel güzelliğinden bahsediyorum. .
.
Kitap; intihar eden arkadaşının geçmişini araştıran Turgut‘un, herkesin “tutunan” olmak istediği bir ülkede tutunamayanlığı seçen arkadaşı Selim’in modern hayata neden “Tutunamadığı”nı öğrenme çabasını anlatıyor. Karşılaştığı herkes, Selim’i tanıyan kişiler ve her biri, Selim’in farklı yönlerini anlatıyor.
Kitapta anlatılmaya çalışılan ana konu, tema ; Yalnızlık ve anlaşılamamak....
.
Oğuz Atay bu bireyleri disconnectus erectus yani “tutunamayan” olarak tanımlıyor. Karakterleri anlatırken, oluştururken yazarın, dış görünüşlerini değil, daha çok iç dünyalarını yansıtıp, duygularından, duygu geçişlerinden, toplumsal açıdan, hiç bir mesaj içermeyen, sadece bireysellik üzerine kurulu ‘Tutunamayanlar ‘ ve İçsel yolculuklarını irdeliyor kanımca. .
.
Tutunamayanlar’ı okurken illa bir yere tutunmanız gerekmiyor, lütfen kendinizi okumaya hazır hissettiğiniz de okuyun tavsiyemdir. .
Her seferinde ilk kez okuyormuşum hissi veren kitaplardan biri Atay kitapları.
.
.