Sembolik etkileşimci ekolü benimseyen Goffman’ın kitabı ele aldığı “benlik” , “total kurum” , “kapatılmış kişi” gibi kavramlara odaklanarak ve bu kavramların bireyin benlik algısındaki yerini incelemesiyle ekole büyük bir katkı olarak ele alınabilir.
Kitap Goffman’ın araştırması kapsamında sınıflandırdığı dört ana bölümden oluşmaktadır. “Total Kurumların Özellikleri Üzerine” yazdığı bölüm kapsamında “ total kurum” kavramını tanımlar ve tartışır. Total kurumu tanımlarken belirleyici olarak toplum genelinden koparılma ve benzer durumdaki birçok birey ile birlikte kurumsallaşan bir yaşantıyı ifade eder. Benliğin yapısıyla ilgili sosyolojik bir teori geliştirmeyi amaçlar ve bu bağlamda total kurumda ikamet eden kapatılmış kişileri ve burada çalışan personelin dünyasını bu bölümde ele alır. Total kurumlar birey ve benlik üzerinde kuşatıcı bir etkiye sahiptir. Kapatılmış kişiler, total kurumlar tarafından gündelik faaliyetlerin sıkı bir şekilde programlanması, kurumsal seremoniler aracılığıyla sürekli bir denetim altına alınmaktadır. Kurumsal seremoniler olarak ifade edilen kapatılmış bireylerin kurum içi etkinliklerine işaret eden kavram total kurumlardaki bireylerin etkileşimlerinin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır.
Kapatılmış kişiler, kuruma geldikleri dünya olarak ifadelendirilen belirli bir kültürle gelirler bu anlamda kuruma giriş ile birlikte yaşanan her olay bireyin benliği üzerindeki çoğu kez kurum tarafından da amaçlanan bir değişime işaret eder. Bireyin getirdiği kültür ile çatışan bu yeni benlik inşası bireyler arası etkileşimlerle, personelin kapatılmış kişiye olan tutumuyla kazandırıldığını ifade etmektedir. Personel, bu benlik inşası bağlamında önemli bir rol oynamaktadır. Bireyin artık kapatılmış kişi olarak tanımlanmasından başlayarak kapatılmış diğer kişilerle olan etkileşimlerinin denetlenmesine kadar gelişen süreçlerde içten tabakalaşan bir grup olarak personel grubu total kurumun aktif özneleridir.
Akıl Hastasının Ahlaki Kariyeri ismini alan kitabın ikinci kısmı kapatılmış kişinin hastaneye girişiyle birlikte başlayan benliğindeki değişimleri ve kapatılmış diğerlerinin bu değişim sürecindeki etkilerinin bir değerlendirmesidir. Goffman bu kariyeri üç aşamaya ayırır: “yatış öncesi hasta, yatan hasta, eski hasta (s.142-143).” Bu üç aşamadan ilki bireyin geldiği dünyadaki benliğinden ilk koparılışını temsil etmektedir ve hastanın kariyerinin toplumsal başlangıcıdır. Bu ilk aşamada etkili olan olumsallıklar belirleyicidirler. İkinci aşamada bireyin total kurumun istediği benliği öğrendiği aşamadır. Üçüncü ve son aşamada birey artık kuruma girmeden önceki benliğinden çok farklı bir haldedir. Esas olarak bu bölüm kapsamında benliğin dönüşüm sürecini gözler önüne sermektedir. Bireyin kurumdan önceki benliğinin taburcu olduktan sonraki benliğinden oldukça farklı olması total kurumun benlik üzerindeki hem yıkıcı hem de yeniden yapılandırıcı boyutunu sunmaktadır. Bireyin bu sürece verdiği tepkilere göre sürecin zamanlaması farklılık gösterse de benlikte yaşanan değişim kaçınılmazdır.
Bir Kamu Kurumundaki Gizli Hayat Akıl Hastanesinde Yaşayabilme Yollarına Dair Bir Çalışma isimli üçüncü bölümde Goffman araştırmasının belki de en somut gözlemlerini sunmaktadır. Benlik bir bireyi tanımlayan ve kendi toplumsal inşasının ürünü bir olarak ifade edildiğinde, total kurumların bu karakteristiği değiştirme girişimleri her zaman ve kolayca kurum lehine sonuçlanmaz. Bunun bir sonucu olarak ve bir direnme biçimi şeklinde kapatılmış kişiler kurum içinde yaşam pratikleri geliştirmektedirler. Bu bölümde ele alınan ilk konu bireyin kurum içinde çalışması durumu tam da bireysel benliğin muhafazasının en görünür olduğu yerdir. Burada kullanılan yapılan ve olunan ayrımı çarpıcıdır. Kapatılmış kişinin bir işte çalışması ve işi kurumun beklentisi doğrultusunda gerçekleştirmesi kurumun benlik inşasının işlerlikte olduğunun bir görünümünü sunmaktadır.
Ancak bireyin eyleminin arkasındaki motivasyonu kurumdan bir an önce çıkmak olabilir bu anlamda işin yapılması bir bağlılığın sonucu değil benliğin örtük anlamlarıyla ilişkilidir. Kurumdaki gizil hayatın önemli bir diğer boyutu birincil ayarlamalar ve ikincil ayarlamalardır. Bu kavramlar bireyin kurumun beklentilerine karşı geliştirdiği savunma mekanizmalarının önemli bir ayağını oluşturmaktadır. Bireyin kuruma rağmen bazı araçların izinsiz kullanımı ya da istenilmeyen amaçlar aracılığıyla benliğini savunmasının ve korumasının yollarını içermektedirler.
İkincil ayarlamalar için kullanılan kaynaklar gizli hayatın bir başka boyutuna işaret eder. Kaynaklara ulaşmak, kullanım hakkına sahip olmak kapatılmış bireyin kurum hayatını doğrudan etkilemektedir. Kaynaklara erişmek bireyin kurumdaki konumu için büyük önem arz etmektedir. Kapatılmış kişiler bunun için sistemden istifade etmenin yollarını ararlar. Burada bireyin hastane yatırılmayı kendi lehine nasıl kullanacağını öğrendiği bir sürece gönderme yapılmaktadır. Birçoğu zaman kurumda bir işte çalışmayı kabul ederken bunu denetimden biraz olsun uzaklaşmak için yapar. Total kurumların yaratmak istediği benliğe karşı bir uzak durma eğilimiyle kurumun araçlarını kullanarak yapar.
Bireyin ikincil ayarlamasının bir diğer boyutunu mekânlar sunmaktadır. Goffman’ın ifadesiyle: “kapatılmış her bir kişi, dünyasının üç parçaya bölünmüş olduğunu fark eder (s.240).” Birincisi yasak olan ya da belirlenmiş sınırların dışında kalan bölgeler, ikincisi gözetim mekânı, alışılmış otoritenin daha azıyla yönetilen mekân. Mekânların sınıflandırılması gözden geçirildiğinde bir denetime yakınlık ve uzaklık hiyerarşisinin belirleyiciliği göze çarpmaktadır. Bireyler kendilerine kurum içinde minimum düzeyde de olsa denetimsizlik arayışında olmalarının bir sonucu olarak serbest bölgeler iyi bir örnektir. “Serbest bölgeler, personel-kapatılmış kişi ilişkisinin olağan gösterisinin sahne arkasıdır (s.243).” Hastalar bu serbest bölgelerde kendileriyle ilgili kontrole sahip olduğu alanlardır.
Tıpkı serbest bölgeler gibi zulalar da hastaların kontrolü kendilerine ait olan bir alan yaratma girişimleridir. Bazen kişisel bir kıyafete eklenen parçalarla bazen de kurum içerisinde bireyin paylaşmak istemediği ya da bazı durumlarda takas etmek üzere, eşyalarını kurumdan ve diğer kapatılmış kişilerden gizleme yolu olarak zulalar çarpıcı örneklerdir. Birey böylece denetime sokulmaksızın kişisel araçlar edinebilir ve diğer kişilere karşı bu eşyaların kullanım hakkını bir şeyler için araç olarak lehine kullanabilmektedir.
Toplumsal yapı içerisindeki kapatılmış kişilerin üzerindeki denetim kişiler arası etkileşimi karşılıklı ya da tek taraflı çıkarlar için farklı bir araçsallaştırma haline getirmiştir. Örneğin paranın kullanımı ve hatta çoğu zaman ödeme yaparken sigaranın para kadar etkili bir karşılık olduğu ortaya koyulmaktadır. Bu durum doğal olarak sahip olmadan kaynaklı bir zorbalar ve sessizler grubu arasındaki eşitsiz ilişkileri de yaratmaktadır. Total kurumda kişisel bir alana ve eşyaya sahip olmanın ve bunun sağladığı konum diğerleriyle olan ilişkisinde belirleyici olmanın yanı sıra kuruma rağmen geliştirilen pratiklerin ve benlik anlayışının çok önemli göstergesidir.
Son olarak Tıbbi Model ve Akıl Hastanesine Yatırma Tamircilik Mesleğindeki Değişikler Üzerine Bazı Notlar kısım Goffman’ın tıbbi modeli bir hizmet modeli olarak tamircilik anlayışı üzerinden eleştirel bir biçimde ele almıştır. Batı toplumundaki ilişki biçimini hizmet alıp vermek üzerinden tarif eden Goffman tamirciliğe atıfta bulunarak bireyin tedavi sürecini hastalığın tespiti, tedavi için ortamın değiştirilmesi profesyonelin ve “profesyonel olmaktan” kaynaklı rolünün tedavi sürecindeki işleyişini ele almıştır. Aynı zamanda toplumda bedene yüklenen anlama ilişkili olarak tedavinin bir kurum içerisinde yani bedenin kapatılmasıyla yapılması gibi bağlantıların ortaya koyduğu bölüm benlik ve bireyin rolüyle ilgili pek çok gerçeği tartışmaktadır.
Sonuç olarak Goffman’ın araştırması göstermektedir ki kapatılmış kişilerin benliği, benlik algısı ve benliğin inşası total kuruma kabulüyle salt bireyin olmaktan çıkar ne biçimlendirilebilir hatta “biçimlendirilmesi gereken” bir şey olarak karşımıza çıkar. Kuruma girişte etkili olan aile ısrarı ya da tehdidi gibi sebepler kurumda daha sonra yaşanacak bir ihanet hissiyle hastayı karşı karşıya bırakır. Birey total kurumda yeni bir benliğe uyum sağlamaya zorlanır bunun yanı sıra pek çok araçla meydan okumaya ve kısıtlı da olsa kurumun denetim ve gözetiminden bağımsız bir benlik yaratmaya çalışır. Bireyin kapatılmış diğerlerine karşı tutumu ve diğerleriyle arasındaki ilişki de büyük ölçüde bu yaratım lehine gerçekleştirilir. Çoğu zaman kurumdan çıkmak için izlenen bütün stratejiler örtük benlikle ilişkilendirilir. Birey kurumdan ayrılma adına otoriteyi iyileştiğine ikna yoluna gidebilir ve bütün araçları kullanabilir. Bütün bu etkileşimler ve süreç sonucunda en iyi ihtimalle kurumdan ayrıldığında “istenilen benliğe” sahip olmamışsa bile total kuruma girmeden önce sahip olduğu benlikten de farklı bir benliği olacaktır.