Akıl Hastalarının ve Kapatılmış Diğer Kişilerin Toplumsal Durumu Üzerine Denemeler

Tımarhaneler

Erving Goffman
Tahmini Okuma Süresi:
11 sa. 15 dk.
Sayfa Sayısı:
397
Basım Tarihi:
Aralık 2015
Yayınevi:
Heretik Yayıncılık
Orijinal Adı:
Asylums: Essays on the Social Situation of Mental Patients and Other Inmates
ISBN:
9786058446694
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·397 syf.··
2026 35. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 18:45
Kitapta "total kurum" kavramıyla karşılaştım. İnsanların genelinden oldukça uzun bir süre için koparılmış ve benzer bir durumda olan çok sayıda bireyin, kurum tarafından kuşatılmış ve resmi surette düzenlenmiş bir yaşam döngüsü sürdürdüğü bir ikamet ve çalışma yeri olarak tanımlanabilir. "Kapatılmış kişi" kavramı da, total kurumlardan "yararlanan" kişileri ifade ediyor. Yazarın daha önce Damga kitabını okumuştum ve çok yararlanmıştım. Bu sebeple sadece kitap değil yazarı da ilgimi çekti. İnsanların istek dışı bir arada tutuldukları kurumlar; akıl hastaneleri ve hapishaneler üzerine yapılan tespit ve değerlendirmeler beni ziyadesiyle yoğunlaştırdı. Meseleye yüzeysel yaklaşıp sonuç odaklı bir anlatım yerine sürecin tüm evrelerini anlayabildiğimi düşünüyorum. Hapishanelerdeki kişilerin topluma kazandırılması konusunda, daha yararlı olunması gerektiğine inanıyorum. İnsanların günlük hayatta çok kolay sahip oldukları su, tuvalet ya da sigara içmek gibi durumların bir anda izne tabi olması, kişinin yıpranmasını anlamak açısından önemli bir detay olarak karşımıza çıkıyor. Kısa bir süre kapatılmış kişi olan birisi olarak, ne zaman uyumam gerektiği konusunda sık sık birileri tarafından ikaz aldığımı hatırladıkça, daha da anlamlı geliyor bu durum. Kişisel inancıma göre, devlet, öldürmediği herkesin daha iyi şartlarda yaşamasına olanak sağlayacak tedbirleri almalıdır. Eğer biz, dört yıl boyunca hapishanede kalan bir insanın, hapisten çıktıktan sonra daha yararlı birisi olmasını sağlayamazsak, kişi yeniden suç işleyecektir. Ne hali varsa görsün diyemeyiz çünkü o kişi, dışarıda olduğu vakit bizimle beraber yaşıyor. Beraber yaşadığımız insanların ruhsal ya da zihinsel olarak sağlıklı olması, bizim için de yararlı olacaktır. İnsanların temel hak ve hürriyetlerini korumak ve
TımarhanelerErving Goffman · Heretik Yayıncılık · 201557 okunma
Puan vermedi·497 syf.··
2020 284. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2020 19:31
Gündelik hayatın ince kıvrımlarının kıvrak zekalı gözlemcisi Erving Goffman, bu kez bu dilin yuvasına, bir "total kurum" olarak akıl hastanelerinin o kendine has dünyasına götürüyor bizi. Hapishaneler, toplama kampları, kışlalar gibi diğer türden gözetim kurumlarını da kapsayan total kurumlar, benliği kırmaya ve dönüştürmeye yönelik neredeyse doğal bir deney, bir insan serası olarak çıkıyor karşımıza... Arka kapak yazısından... Bilimsel bir araştırma kitabı olup okuyucuyu deney dünyasında gezdiren bir eser.
Bilim
TımarhanelerErving Goffman · Heretik Yayıncılık · 201557 okunma
Puan vermedi·497 syf.··
2021 2. kitabı
Sembolik etkileşimci ekolü benimseyen Goffman’ın kitabı ele aldığı “benlik” , “total kurum” , “kapatılmış kişi” gibi kavramlara odaklanarak ve bu kavramların bireyin benlik algısındaki yerini incelemesiyle ekole büyük bir katkı olarak ele alınabilir. Kitap Goffman’ın araştırması kapsamında sınıflandırdığı dört ana bölümden oluşmaktadır. “Total Kurumların Özellikleri Üzerine” yazdığı bölüm kapsamında “ total kurum” kavramını tanımlar ve tartışır. Total kurumu tanımlarken belirleyici olarak toplum genelinden koparılma ve benzer durumdaki birçok birey ile birlikte kurumsallaşan bir yaşantıyı ifade eder. Benliğin yapısıyla ilgili sosyolojik bir teori geliştirmeyi amaçlar ve bu bağlamda total kurumda ikamet eden kapatılmış kişileri ve burada çalışan personelin dünyasını bu bölümde ele alır. Total kurumlar birey ve benlik üzerinde kuşatıcı bir etkiye sahiptir. Kapatılmış kişiler, total kurumlar tarafından gündelik faaliyetlerin sıkı bir şekilde programlanması, kurumsal seremoniler aracılığıyla sürekli bir denetim altına alınmaktadır. Kurumsal seremoniler olarak ifade edilen kapatılmış bireylerin kurum içi etkinliklerine işaret eden kavram total kurumlardaki bireylerin etkileşimlerinin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Kapatılmış kişiler, kuruma geldikleri dünya olarak ifadelendirilen belirli bir kültürle gelirler bu anlamda kuruma giriş ile birlikte yaşanan her olay bireyin benliği üzerindeki çoğu kez kurum tarafından da amaçlanan bir değişime işaret eder. Bireyin getirdiği kültür ile çatışan bu yeni benlik inşası bireyler arası etkileşimlerle, personelin kapatılmış kişiye olan tutumuyla kazandırıldığını ifade etmektedir. Personel, bu benlik inşası bağlamında önemli bir rol oynamaktadır. Bireyin artık kapatılmış kişi olarak tanımlanmasından başlayarak kapatılmış diğer
TımarhanelerErving Goffman · Heretik Yayıncılık · 201557 okunma
Puan vermedi
Tımarhaneler Erving Goffman Post-modern dönemin en büyük getirdiği özelliklerden biri, öz ve nesne çatışmasıdır. Bu çatışma, bireyin kişiliğinin belirli kurumlarda nasıl şekillendiği konusunda post-modern sosyolog ve felsefeciler üzerinde büyük bir etkiye sahip olmuştur. İçerisinde Goffman ve Foucault(Deliliğin tarihi, cinselliğin tarihi ve hapishanenin doğuşu konularında, Foucault kurumsallaşma sürecini detaylı bir şekilde açıklamıştır. Foucault, bu süreci inceleyerek, toplumun delilik, cinsellik ve suç gibi kavramları nasıl şekillendirdiğini ortaya koymuştur. Tımarhaneler ise bu konular hakkında daha genel bir anlayışa sahip olmamızı sağlar. Goffman çalışmalarına dayanarak, tımarhaneler insanların nasıl etiketlendiğini, dışlandığını ve kontrol altına alındığını gösterir. Bu bilgiler sayesinde, Foucault'un kurumsallaşma sürecini daha iyi anlayabilir ve toplumun bu kurumlar aracılığıyla nasıl şekillendiğini daha ayrıntılı bir şekilde kavrayabiliriz.)gibi önemli isimlerin bulunduğu bu akım, özellikle bu konu üzerinde yoğun bir çalışma yapmıştır. Goffman, 1961 yılında yayınladığı kitabında, kişilerin belirli kurumlar tarafından şekillendiğini ve bu kurumlara göre geliştiğini ele almıştır. Bu çalışmalar, bireyin kimliğinin, toplumsal yapılar ve kurumlar tarafından nasıl belirlendiğini anlamamıza yardımcı olmuştur. Kitaba baktığımızda, Goffman'ın total kurum adlı bir kavram ortaya attığını görüyoruz. Bu kavram, bireylerin bütün hayatlarını kurum içinde geçirdiği ve dış dünyadan tamamen kopuk bir şekilde yaşadığı anlamına gelir. Total kurumlar, bireylerin tüm davranış ve etkinliklerini kontrol altında tutan bir kurum düzenine sahiptir. Bu nedenle, kişisel özgürlük yoktur ve bireylerin kimlikleri, kurum tarafından belirlenen sosyal rollere indirgenir. Kişisel özellikler önemsiz hale
1000Kitap
TımarhanelerErving Goffman · Heretik Yayıncılık · 201557 okunma
Erving Goffman-Tımarhaneler üzerine…
Puan vermedi·397 syf.··
2025 3. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2025 17:24
Tımarhaneler Üniversitemin son yılında tez yazma telaşı içerisindeyken, bölüm hocamın tavsiyesi üzerine bu kitapla tanışmıştım. Gerek icra ettiğim meslek, gerek tezimin konusu, gerekse okuduğum bölümle ilgili olarak “kesinlikle” okumamın rica edildiği bir kitap olmuştu. Huyumdur; bir şey rica edildiyse, hemen gerçekleştiremesem bile zihnimin bir köşesinde kalır ve yapmam için adeta zihnimi tırmalar. İşin özü, yıllar önce aldığım bu tavsiyeyi ancak gerçekleştirmiş bulunuyorum. Kitabın içeriği, sizi de şaşırtmayacağı üzere, akıl hastalarının yataklı tedavi edildiği tımarhaneleri konu alıyor. Fakat bunu çok daha kapsayıcı bir başlık altında, “total kurum” olarak adlandırıyor. Total kurum, kendi isteğiyle veya zorla ‘kapatılmış kişilerin’ bulundurulduğu yapıya deniyor (örneğin; hapishaneler, toplama kampları, akıl hastaneleri vb.) Bu kurumlardaki işleyişi, işin içinde biri olarak -profilimde kitap hakkında yaptığım alıntılarda da görüleceği üzere- fazlasıyla benzer buluyorum. Kitap, yalnızca akıl hastalarıyla, mahkûmlarla, esirlerle ilgili bir bakış açısı sunmuyor. Orada çalışan personelle, üst düzey idarecilerle ve kurum kimliğiyle ilgili de görüşler içeriyor. Bu noktada, oldukça isabetli ifadeler olduğunu söylemeyi bir borç biliyorum. Erving Goffman’ın bu eserini diğer birçok eserden ayıran en önemli özelliği, yazarın bu çalışmayı yapmak için yıllarca akıl hastanesinde tedavi gören bir hastayla -neredeyse- aynı şartlarda yaşamasıdır. Zaten kapalı bir yer (total kurum) ile ilgili bir konu ele alacaksanız, araştırmacı kimliğinizle o kurumda bulunmanızın çok bir etkisi olmayacağını söylemek zor olmasa gerek. Gerekli donanıma sahip bir kişinin, olayı yerinde görmek adına fedakârlık yapmasını ve ‘kapatılmış kişi’ olarak kuruma girmesini çok değerli buluyorum. Uzun
Alıntı
TımarhanelerErving Goffman · Heretik Yayıncılık · 201557 okunma

Yazar Hakkında

Erving GoffmanYazar · 9 kitap
Kanadalı sosyolog. Simgesel etkileşimcilik yaklaşımına önemli katkılarda bulunmuştur. 11 Haziran 1922’de Manville kentinde doğdu. 1945’de Ontario Üniversitesi’ni bitirdikten sonra AB- D’ye gitti. 1953’de Chicago Üniversitesinden doktora derecesi aldı. 1958-1968 arasında Berkeley Üniversitesinde öğretim üyeliği yaptı, 1968’de Philadelphia Üniversitesi’ne geçti. Amerikan Sanat ve Bilimler Akademisinin üyesidir. Goffmann, ilk çalışmalarında, insanlar arasındaki etkileşimi bir tiyatro oyunu olarak ele almıştır. Yaşam adlı sahnenin oyuncuları olan bireyler, kendilerine ilişkin imgeleri başkalarına sergileyerek kimliklerini oluşturur, korur ve öbür insanlarla karşılaşmaları sırasında uyulmasını istedikleri kuralları geliştirirler. Toplumsal yapının özü bu kurallardır. Goffmann’a göre kişilik, özün başkalarına sunul­ması, tanıtılmasıdır. Her karşılaşmada öz yeni bir sınavdan geçer ve yeniden tanımlanır. En ünlü kitap­larından biri olan Presentation of Self in Everyday Life’da (“Günlük Yaşamda Özün Sunumu”) özün, başkalarını etkilemek üzere “gerçek ben” olarak sunulmuş toplumsal bir yapılanma olduğunu gösterir. Öze sürekli olarak yeni bir biçim ve nitelik kazandırı­lır. Her rolde oyuncuyu bekleyen bir “gizli öz” vardır. Bu o rol için toplumca belirlenmiş bir idealdir. Goffmann’a göre sapkın kişi bir kural-kırıcıdır. Kural-kırıcı kişi, toplum tarafından belli bir sapkınlık kategorisine göre damgalanır ve bu damga onun temel ayırt edici niteliği olarak görülür. Goffmann, bir toplum içinde normal ve uygun olarak kabul edilen­den farklı özelliklere “damga” (stigma) adını verir. Toplum, damgalanan bireyden hep aynı davranış biçimini beklerken, damgalı kişi de süreç içinde kendine yakıştırılan bu yeni rolü benimser ve içselleş- tirir. Goffmann, bireyin akıl hastası durumuna geçme­sinde, inanç sistemindeki değişimin önemli rol oyna­dığına inanır. Kişi, yasa dışı olmasa bile, başkalarınca hoş görülmeyen davranışları nedeniyle akıl hastanesi­ne yatırılarak toplumdan uzaklaştırılmıştır. Böylece, bir yandan aile, arkadaşlar, komşular, öte yandan polis, doktorlar, vb., resmi ve resmi olmayan toplum­sal denetim mekanizmalarını oluşturarak, bireye akıl hastası tanımını yakıştırırlar. Akıl hastanesinde kimliğinden soyunarak, uyum mekanizmalarıyla yeni bir öz geliştiren kişinin olumlu, özel ve saygıdeğer özü unutulur, davranışı önceden kestirilemez kişi gözüyle bakılır ve ondan hastalığını kabullenmesi istenir.