her tarafı 'kızıl’ olan bir ülkeyi adında ‘beyaz’ geçen bir kitapla eleştirmek... Saf Cengiz Aytmatov kalitesi... Bilindiği üzere beyaz renk saflığı, temizliği temsil etmektedir. Bunun yanına bir de ‘gemi’ kelimesini ekler yazar. Bu gemi herkesin bir gün geleceğine inandığı o gemidir. İçinde ‘umut’ vardır. İşte daha kitabın kapağını açmadan Sovyet rejimini böyle eleştirir Aytmatov.
Bozkırın ortasında bir coğrafyaya, bir grup insanın yaşamına konuk oluruz.Fakirlik vardır açlık var, sefalet vardır; totaliter rejiminin baskısı vardır. Her şey bir çocuğun gözünden anlatılır.Bu çocuk kitabın baş karakteridir ama bir ismi bile yoktur.Belki bu çocuk herkestir, temsil ettiği değerler vardır, bu yüzden adının bir önemi yoktur.Önemli olan yaşadıklarıdır.Dağ başında o beyaz gemiyi bekler her gün umutla geçmesini gemiyi beklerken bunu oyuna çevirmiştir.Dürübünü ile uzun uzun geçmesini bekler.Çünkü beklediği bir şey vardır. Çocuk daha bebekken dedesine bırakılır . Annesi ile babası ayrıldıktan sonra annesi onu dedesine bırakır ve kasaba da yaşamaya devam eder. Yeni bir evlilikle , babası ise bir gemide iş yapıyormuş çocuk bu geminin beyaz gemi olmasını hayal ediyor ve bu gemiye doğru yüzdüğünü hayal ediyormuş bir balık çocuk olarak . Beyaz gemiye vardığında babasıyla uzun uzun konuşup ona yaşadıklarını anlattığını hayal eder.
Bunun dışında kitabın belirgin özellikleri vardır iyi, kötü özelliklere sahip karakterler. Bu kitapta Orzokul adında eniştesi vardır.Sürekli sarhoş olan ve Bekey adında teyzesini dövermiş her gün bunların hiç çocuğu olmazmış.Bunu bahane edip sürekli karısını bataklıyor adam.
Çocuğun ninesi vardır ama öz ninesi değildir .Öz ninesi ölmüştür.Mümin adında dedesi vardır. Bu adam yardımsever bir adammış . Çocuğa Boynuzlu Maral Ana adlı bir efsaneyi her gün anlatırmış zaten çocuğun sonu bu eziyete ve psikolojiye dayanamayıp ölmesiyle son buluyor ama bu efsanenin de katkıda bulunmadığını söylemek yalan olur.Bu efsanede maraların uzun zamanlar önce onlara küsüp gittiklerini anlatıyor ve tabi hikayede bir gün üç maralın oraya geldiğini görür bunu gören Orzokul çocuğun Mümin dedesine zorla öldürtmüş bir tanesini ve maralı pişirmişler bunun yıkılımını yaşayan dedesi mahvolur,çocuğun o maraların boynuzunu görmesiyle hastalanır ve daha çok ateşlenir bu iğrençliğe dayanamayan çocuk Isık göl adındaki nehre doğru koşmaya başlar ve suyun en derin dibine doğru yüzmeye başlar ve derki balık çocuk olacam ama asla bir balık çocuk olamayacağını bilemez . Suyun içinde çırpınmaya başlar ama kurtulamaz ve ölür...