Puan vermedi·284 syf.····Okunma: 22 Eylül 2021 23:00 "Bir kitap okuyayım, ama öyle bir kitap ki, aşk olsun içinde, toplum olsun, tarih olsun, ebeveyn olmak, evlat olmak, dindar olmak, asi olmak, muttaki olmak olsun..." derseniz eğer, bu kitap o kitap. Bu, o hikaye. Türlü türlü meseleleri, bambaşka insanları, tabuları, kederleri, umutları başarılı bir kurguyla bir araya toplayan bir İstanbul romanı. Zaten sanırım İstanbul'a da böyle romanlar yaraşır. Ahh nasıl İstanbul çekti canımız şimdi...
Kitabımızın baş karakteri Rumeli göçmeni bir paşanın torunu Leyla, Büyük Hanım. İmparatorluk devrilip, Osmanlı dağılıp, dedesinden kalma yalı da mecburen el değiştirince Leyla yalının bahçesindeki tek katlı müştemilatı yuva belliyor kendisine. Hiç tanımadan babasını, doğduğu ilk günlerde annesini, küçük yaşta dedesini ve maalesef hatırlayacağı yaşta anneannesini kaybediyor. Bu kadar kayıp yüklü hayatına, olgun yaşından sonra bir de evini kaybetmek ekleniyor. Mahallelinin ısrarına rağmen asla kimsenin evine yerleşmese de, kaldırımda valiz üzerinde geçen iki geceden sonra Leyla, elinde büyüyen Yusuf'un Cihangir'deki, gurbetçi bir hip-hopçu olan sevgilisi Roxy(Rukiye) ile birlikte yaşadığı evde geçici olarak kalmayı kabul ediyor. Bu kadar farklı hayatın, böyle farklı karakterlerin bir arada işlenmesi, her birinin birbirinden ince detaylarla süslenmesi okuyucuyu da bir süre o eve yerleşmeye mecbur bırakıyor.
Hikayenin her aşaması nahif, ince, detaylı. Ülkenin, insanımın pek çok meselesine değiniyor. Zülfü Livaneli okumak, acısıyla tatlısıyla kabullendiğimiz bu memleketle yüzleşmek gibi. Tavsiyemdir. Daima.