"Bir hatanın bedeli bu kadar büyük olmamalıydı. "
Bazen 'ne olabilir ki' diye düşündüğümüz davranışlarımızın sonucu bütün bir hayatımıza mal olabilir.
Rüzgâr Karalı'nın gözünün nuru biricik kızı Pelin erkek arkadaşı ile kısa bir tatil için ailesine yalan söyleyerek Fas'a gider. Bir kaç günlük tatilde ne olabilirdi ki? O ayakları yere sağlam basan, kendine güvenen, özgür bir ülkede iyi yetiştirilmiş güçlü bir kızdı. İçinde biraz suçluluk, biraz tedirginlik birazda heyecanla çıktığı bu yolculuğun ona kâbusu yaşatacağını bilemezdi. Kadınların mal gibi alınıp satıldığı, hiç bir değerinin olmadığı, namusun sadece dilde sakız olduğu, tacizin, tecavüzün, şiddetin normal karşılandığı, dillerini, kültürlerini bilmediği bir memlekette zalimin elinde oyuncak olacağını nereden bilecekti.
Fahd biraz önce bahsettiğim yaşamın içinde bir prens olarak doğmuş, çocuk yaşta omzuna ağır yükler bırakılmış, kalabalıklar içinde yalnız, sahte sevgilerin içinde sevgiye muhtaç, gözlerinin ışığı tükenmiş, mutsuz ama güçlü, elindeki kılıcıyla zalim diye anılan genç bir adamdır. Bu iki yürek en kanlı savaş meydanında karşılaşır. Kız eli kolu bağlı tutsak, adam arzularının esiri bir aslan terbiyecisi.
Peki kim daha güçlü?
Bu savaşın galibi kim olacak.?
"Bazen vedalar hüzün verse de sonunda unutulmaz huzur verir, vazgeçmesini öğren."
"Kimse sınanmadığı duyguların suçlusu değildir."
"Korkun seni mahkum eder, umudun seni özgür bırakır. Bırak ne olur umutlarım yaşasın."