Puan vermedi·266 syf.····Okunma: 05 Ekim 2021 15:37 Yazıya ilk bu kitaptan ne kadar etkilendiğimi söyleyerek başlamak istiyorum. O kadar şaşırtıcı, etkileyici ve aynı zamanda da hayal gücünü zorlayan, hayatı sorgulatan bir kitaptı ki anlatmaya kelimeler yetmez. Buna rağmen ilk sayfalarda anlatılanları anlamakta zorlandım çünkü yazılar ve anlatılanlar birbirine karıştı. Kimin konuştuğunu ne ara başka bir konuşmaya geçtiklerini anlamamıştım ama kitabın yapısını çözünce hiçbir sorun kalmadı. Neyse gel gelelim incelemeye. Kitapta bizim ülkeden ve bizim sistemden çok farklı bir sistemi olan bir ülke bulunuyor. Burada bütün insanlar kodlanmış durumda. Alfalar betalar ve adını unuttuğum bir grup daha var. Burada hiçbir kadın doğurmuyor, doğurmayı ayıp olarak görüyorlar. Ee diyeceksiniz o zaman diğerleri nasıl doğdu. Aslında hepsi birbirleri tarafından bilimsel olarak yapıldı hepsi bir deney. Üretildiler. Bu ülke ile ilgili en önemli bilgi ülkedeki bütün insanlar mutlu. Çünkü kimse düşünmüyor, sorgulamıyor birbirlerine bağlanmıyor ve üzülüp ağlamıyorlar. Herkes refah içinde ve bir toplumun refah içinde olması için bu bahsettiklerimin hepsi gerekiyor. Refah içindeler çünkü anne babaları yok ardından üzülecek kadar bağlandıkları insanlar yok. Şiir kitapları yasaklı, romanlar yasaklı, duygu içeren veya anlamlı her kitap yasaklı çünkü bu tür seyler kodlamalarına aykırı. Orada ki bilim normal bilimin çeyreği kadar bile değil. Çünkü bilim de sanat gibi ülkenin refahını bozacak şeyler içeriyor. Güzel ve estetik olan bir de eski olan her şey yasaklı. Baştada söylediğim gibi insanlar düşünmüyor ve böyle şeylerden uzak tutuluyorlar. Değişimi kabul etmiyorlar çünkü her değişim ülkenin mutluluğu için bir tehdit oluşturuyor. Tanrı diye bir şeyin varlığını bilmiyorlar inanmaya da gerek duymuyorlar çünkü bütün ülke tanrıya inanmaya gerek duyacak kadar mutsuz ve yalnız değiller. Dediğim gibi ülke refah içinde. Bu sayede de dini duygulardan bağımsız olabiliyorlar. Normalde dini duygular insanların yitirdikleri her şeyi telafi eder ama ülkedeki insanların telafi edecek bir kayıpları yok. Tek başınayken tanrıya inanmak sığınmak da normaldir ama onlar asla yalnız kalmıyorlar. Orada kimse yalnız değil çünkü buna çocukluktan kodlanmışlar. Onlarda bir kural var herkes herkes içindir. Küçüklükten beri cinsel eğitim alıyorlar. Kimseye sevgi anlamında bağlanmıyorlar herkes birbirleri ile cinsel ilişkiye girebiliyor. Tam tersi cinsel ilişkiye girmezsen ya da birinde takılı kalırsan bu onlar için büyük bir sorun oluşturuyor. Herkes herkes içindir çünkü onların düşüncesiyle namus demek tutku demektir. Namusluluk demek sinirsel gerginlilik demek ve bunların hepsi ülkenin ve insanın istikrarsızlığına yol açar. Kısacası bu da medeniyeti bozar. Burada herkes mutlu. Ölümden korkmuyorlar çünkü ölüm korkusu da duygu ve üzüntü içeriyor bu yüzden küçüklükten buna alıştırıyorlar. Sonsuz mutluluk demek bütün insanı duygularının yok olması, düşünmeden, bilimden, sanattan uzak durulması demek. Ve bitti. Umarım beğenirsiniz. Yanlış bir şey yazdıysam kusura bakmayın ben anladığım kadarı ile size de anlatmaya çalıştım.